<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[MCMV.org - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://mcmv.org/forum/</link>
		<description><![CDATA[MCMV.org - http://mcmv.org/forum]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2008 04:04:40 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Aday Kadro Açıklandı..]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=255</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 13:31:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=255</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
2009 Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası Eleme Grubu maçlarını 3-20 Eylül tarihleri arasında yapacak (A) Milli Takımın aday kadrosu bugün açıklandı.<br />
<br />
Esma Sultan Yalısı&#8217;nda gerçekleştirilen basın toplantısıyla açıklanan kadroda bu yıl takımımızda forma giyen 2 oyuncunun adıda açıklandı. Cenk Akyol ve Cemal Nalga&#8217;nında dahil edildiği aday kadronun tamamı aşağıdaki isimlerden oluşuyor.<br />
<br />
A Milli Basketbol Takımı Menajeri Harun Erdenay, yoğun bir kamp dönemi geçireceklerini ve 31 Temmuz&#8217;da ABD Dream Team, 2 Ağustos&#8217;ta ise Litvanya ile yurtdışında hazırlık maçları yapacaklarını, ayrıca Makedonya&#8217;da hazırlık turnuvasına katılacaklarını söyledi.<br />
<br />
A Milli Basketbol Takımı Head Coachu Bogdan Tanjevic, Utah Jazz pivotu Mehmet Okur&#8217;u sakatlığı nedeniyle kadroya almadığını, Kaya Peker, Ermal Kuqo, Fatih Solak gibi oyuncuların yerlerine ise başarılı bir sezon geçiren ve genç isimleri çağırmayı tercih ettiğini ifade etti.<br />
<br />
Toplantıda ayrıca geleneksel olarak düzenlenen Efes Pilsen World Cup 7&#8217;nin bu sezon 28-29-30 Ağustos tarihleri arasında Konya&#8217;da düzenleneceğini, turnuvaya İngiltere, Bosna Hersek ve Portekiz&#8217;in katılacacağı ifade edildi.<br />
<br />
İşte 12 Dev Adam :<br />
<br />
Ersin Görkem (Antalya B.B.)<br />
Ersan İlyasova (AXA Barcelona)<br />
Ümit Sonkol (Banvit)<br />
Engin Atsür (Benetton Treviso)<br />
Sinan Güler (Beşiktaş Cola Turka)<br />
Barış Hersek (Efes Pilsen)<br />
Bora Hun Paçun (Efes Pilsen)<br />
Ender Arslan (Efes Pilsen)<br />
Kerem Gönlüm (Efes Pilsen)<br />
Oğuz Savaş (F.Bahçe Ülker)<br />
Ömer Aşık (F.Bahçe Ülker)<br />
Ömer Onan (F.Bahçe Ülker)<br />
Semih Erden (F.Bahçe Ülker)<br />
Cemal Nalga (G.Saray Cafe Crown)<br />
Cenk Akyol (G.Saray Cafe Crown)<br />
Hidayet Türkoğlu (Orlando Magic)<br />
Kerem Tunçeri (Real Madrid)<br />
Doğuş Balbay (Teksas Longhorns)<br />
<br />
Haber İçin Tıklayınız..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
2009 Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası Eleme Grubu maçlarını 3-20 Eylül tarihleri arasında yapacak (A) Milli Takımın aday kadrosu bugün açıklandı.<br />
<br />
Esma Sultan Yalısı&#8217;nda gerçekleştirilen basın toplantısıyla açıklanan kadroda bu yıl takımımızda forma giyen 2 oyuncunun adıda açıklandı. Cenk Akyol ve Cemal Nalga&#8217;nında dahil edildiği aday kadronun tamamı aşağıdaki isimlerden oluşuyor.<br />
<br />
A Milli Basketbol Takımı Menajeri Harun Erdenay, yoğun bir kamp dönemi geçireceklerini ve 31 Temmuz&#8217;da ABD Dream Team, 2 Ağustos&#8217;ta ise Litvanya ile yurtdışında hazırlık maçları yapacaklarını, ayrıca Makedonya&#8217;da hazırlık turnuvasına katılacaklarını söyledi.<br />
<br />
A Milli Basketbol Takımı Head Coachu Bogdan Tanjevic, Utah Jazz pivotu Mehmet Okur&#8217;u sakatlığı nedeniyle kadroya almadığını, Kaya Peker, Ermal Kuqo, Fatih Solak gibi oyuncuların yerlerine ise başarılı bir sezon geçiren ve genç isimleri çağırmayı tercih ettiğini ifade etti.<br />
<br />
Toplantıda ayrıca geleneksel olarak düzenlenen Efes Pilsen World Cup 7&#8217;nin bu sezon 28-29-30 Ağustos tarihleri arasında Konya&#8217;da düzenleneceğini, turnuvaya İngiltere, Bosna Hersek ve Portekiz&#8217;in katılacacağı ifade edildi.<br />
<br />
İşte 12 Dev Adam :<br />
<br />
Ersin Görkem (Antalya B.B.)<br />
Ersan İlyasova (AXA Barcelona)<br />
Ümit Sonkol (Banvit)<br />
Engin Atsür (Benetton Treviso)<br />
Sinan Güler (Beşiktaş Cola Turka)<br />
Barış Hersek (Efes Pilsen)<br />
Bora Hun Paçun (Efes Pilsen)<br />
Ender Arslan (Efes Pilsen)<br />
Kerem Gönlüm (Efes Pilsen)<br />
Oğuz Savaş (F.Bahçe Ülker)<br />
Ömer Aşık (F.Bahçe Ülker)<br />
Ömer Onan (F.Bahçe Ülker)<br />
Semih Erden (F.Bahçe Ülker)<br />
Cemal Nalga (G.Saray Cafe Crown)<br />
Cenk Akyol (G.Saray Cafe Crown)<br />
Hidayet Türkoğlu (Orlando Magic)<br />
Kerem Tunçeri (Real Madrid)<br />
Doğuş Balbay (Teksas Longhorns)<br />
<br />
Haber İçin Tıklayınız..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Röportaj | Hüseyin BEŞOK]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=254</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 11:37:21 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=254</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Türk basketbolunun en iyi uzunlarından bir tanesidir Hüseyin Beşok. Fiziki özelliği gibi uzun bir başarı listesine sahip. Türkiye&#8217;de ve Avrupa&#8217;da formasını giydiği takımların hemen hemen hepsinde kupa kaldırma başarısını gösteren Beşok, bu sezon Galatasaray Cafe Crown forması giyecek. <br />
<br />
Karşıyakalı Hüseyin<br />
Hüseyin Beşok, Mainsa&#8217;da uzun boyundan da olacak ağabeyi Faruk Beşok&#8217;un izinden giderek basketbola başlar. Daha sonra Karşıyaka&#8217;ya transfer olan basketbolcu, iki sezon memleketinin takımında forma giydikten sonra hayatının belki de dönüm noktası olacak kararı verir. Aydın Örs&#8217;ün antrenörlüğünü yaptığı Efes Pilsen&#8217;e transfer olan Hüseyin Beşok için artık her şey daha farklı gelişecektir. Türk basketbolundaki uzun sıkıntısının had safhada olduğu bir dönemde kendini gösterme şansı yakalayan Hüseyin Beşok, söyleşi boyunca çokça tekrarladığı cümleyi ilk kez bu noktada dile getirdi: &#8220;Ben averaj için oynamadım, hep en üst seviyeyi kovaladım. Bunun için de çok çalıştım&#8221;. Efes Pilsen&#8217;de yaptığı yorucu idmanların, saatlerce ağzı kapalı olan potalardan seken toplarla ribaunt çalışmaları ise Hüseyin Beşok&#8217;un bulunduğu noktaya nasıl geldiğinin göstergesi. Hüseyin Beşok o seneleri şu kelimelerle özetliyor: &#8220;Efes Pilsen&#8217;de benim için çok değerli olan seneler geçirdim. Gençlere çok önem verilirdi o zamanlar. İyi idman yapardım. Buralarda bulunmamın sebebidir Aydın Ağbi (Örs) ve Efes Pilsen.&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
Avrupa&#8217;da 6 Yıl<br />
Herkesin yapmaktan kendini alıkoyamayacağı benzetmeyi biz de yapalım. Bu kadar uzun bir adamın, tabii ki upuzun bir kariyeri olacaktı. Efes Pilsen&#8217;de geçen yedi başarı dolu sezonun ardından, İsrail şampiyonu Maccabi Tel Aviv&#8217;e transfer olur Hüseyin Beşok. Fakat Tel Aviv&#8217;de onu bir sürpriz beklemektedir. Bir sezon önce İsrail liginde ve Supro League&#8217;de MVP (en iyi oyuncu) seçilmesinin yanı sıra, yine aynı yıl Basket News tarafından &#8220;Avrupa&#8217;daki En İyi Amerikalı&#8221; ödülünü alan 2.16&#8217;lık Nate Huffman&#8217;ın, NBA&#8217;in kapısından eski takımına geri dönmesi, Beşok&#8217;un Maccabi&#8217;de oyunda geçireceği süreyi olumsuz şekilde etkileyecektir. Buna rağmen Maccabi taraftarının en sevdiği oyunculardan bir tanesi olur takımda. İki sezon kaldığı Maccabi Tel Aviv&#8217;de kariyer hanesine, iki lig şampiyonluğu ve Adriyatik Ligi finali ekler. Aldığı az sürede tutturduğu 5.7 sayı ve 3.1 sayı ortalaması kariyer ortalamasının çok altındadır.<br />
2003-2004 sezonu ise Hüseyin Beşok&#8217;ın kariyerindeki dönüm noktalarından bir tanesidir. Hırvatistan&#8217;ın Sunce Sibenik takımına transfer olan oyuncu, sakatlığı sebebiyle hiç forma giyemez. O günleri şu sözlerle anlatıyor tecrübeli basketbolcu &#8220;Benim için şampiyonluklardan da daha özel olan olay, o sezon geçirdiğim ağır sakatlığı atlatıp basketbola dönmem oldu. Bu benim için şampiyonluk kadar değerlidir. Çok ağır bir sakatlıktı. Basketbola dönemeyebilirdim&#8221;. Bir sonraki durak ise Erman Kunter&#8217;in çalıştırdığı Adecco ASVEL Villeurbanne olur. Lyon&#8217;un yolunu tutar Hüseyin Beşok. Fakat kendisi dahil kimsenin beklemediği kadar iyi bir sezon çıkartır. Euroleague sayı ortalamasının 13.2, ribaund ortalamasının ise 8 olduğu sezonda, Hüseyin Beşok ilk senesinde Fransa Ligi All Star maçına davet edilir. Fakat kendi açısından başarılı giden sezon, ASVEL&#8217;e şampiyonluk getirmez. Tecrübeli basketbolcu ilk sezonunda Fransa Pro-A Ligi&#8217;nde yarı final ile yetinir. Beşok&#8217;un Fransa&#8217;daki ikinci durağı ise Le Mans olur.<br />
Le Mans&#8217;da oynadığı bir sezon boyunca kariyerinin en iyi sezonlarında bir tanesini çıkarır. Öyle ki, Fransızlar ona uygun ismi bulmuşlardır bile, &#8220;Hoş bakışlı, kadife elli dev&#8221;. ASVEL ile bir sezon önce gelmeyen şampiyonluk, Le Mans&#8217;da gelir, hem de finalin en değerli oyuncusu ödülü ile birlikte. Nancy potalarına 21 Haziran 2006 gecesi gönderdiği 26 sayı, Hüseyin Beşok&#8217;un unutulmaz maçlar serisindeki halkalardan sadece bir tanesidir.<br />
<br />
<br />
<br />
&#8220;Ben Galatasaraylıyım&#8221;<br />
<br />
2005-2006 sezonu sonunda Hüseyin Beşok&#8217;a Beşiktaş ve Fenerbahçe tarafından ciddi teklifler gelir. Ama Hüseyin Beşok&#8217;un Avrupa macerası bitmemiştir. Polonya şampiyonu Prokom Trefl Sopot takımına transfer olur. Geçtiğimiz sezon Euroleague&#8217;de takımı ile ilk 16&#8217;ya giren Hüseyin Beşok için artık dönüş vaktidir. Peki Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transferin nasıl gerçekleşti sorusuna, cevap verişi biraz tebessümle başlıyor Hüseyin Beşok&#8217;un. Zaten cevabı kısa ve net: &#8220;Oldu işte, istediler ben de kabul ettim&#8221;. Daha sonra devam ediyor Hüseyin Beşok: &#8220;Ben Galatasaraylı'yım. Türkiye&#8217;de basketbol oynamak istiyordum. İyi bir ekip kuruyoruz. ULEB Cup&#8217;ta oynayacağız. Nereye kadar gidersiniz diye soracak olursanız. Benim hedeflerim Türkiye&#8217;de ve Avrupa&#8217;da en yüksekte. İyi bir ekip olursak her takımı yenebileceğimiz düşünüyorum. Şimdi realist olalım, Efes Pilsen, Telekom ve Fenerbahçe Ülker&#8217;in iyi kadroları olduğunu biliyoruz. Bizim de belli bir kapasitemiz var. Şu an tam anlamıyla favori değiliz. Ama hem benim hem de takımın hedefleri var. Le Mans&#8217;ta şampiyonluk hedefim yoktu. Ama şampiyon olduk. Kulübün hedefleri bana yetmediği günler de olur. Ama burada yetecektir. Ben bu sene burada iyi şeyler yapmak istiyorum. Fatih (Solak) ile birlikte oynayacağız. Sahada her zaman üç yabancı olacak. Türk oyuncular çok değerli. Takımlar arasında fark yaratan Türk oyuncular&#8221;. Böyle özetliyor, tecrübeli basketbolcu Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transferini ve takımın hedeflerini. Kendimizi kendi içimizde değerlendiririz, o yüzden fırsatını bulmuşken hemen soruyoruz, Türk basketbolu ve Avrupa basketbolu! Nedir terazinin durumu, bir karşılaştırma yapsan bizlere diyoruz ve Türkiye&#8217;de lig organizasyonundaki eksikliğe işaret ediyor Hüseyin Beşok. &#8220;Şehir takımları yatırımını yapmalı. Aşağı yukarı bütün takımlar İstanbul&#8217;dan, Fransa&#8217;da 18 takım varsa, bu takımlar 18 ayrı şehirden geliyor. Şehir halkı takımını her zaman sahiplenir. Seyirci çok önemli sporda. Seyirci olmazsa kalite artmaz. İstanbul&#8217;dan çok takım olması zarar veriyor basketbola&#8221;.<br />
Hüseyin Beşok iyi bir Galatasaraylı'dır. Peki Türkiye&#8217;de oynadığı dönemlerde Galatasaray taraftarına karşı oynamak nasıl bir şeydi ? Hüseyin Beşok cevaplıyor: &#8220;Galatasaray maçlarında taraftardan tepki gördüğüm de oldu. Ama bu sporun doğasında var. Sporcuyuz biz, memleketim olan İzmir&#8217;de ailemin geldiği maçta Karşıyaka taraftarı da bana tepki gösterdi&#8221;.<br />
<br />
Milli Takım olmadan ya da Milli Takım&#8217;da olmadan<br />
Avrupa ikincisi milli takımımızın oyuncusuyken ama Avrupa&#8217;ya gittikten sonra milli takımda bir daha forma giyemeyen basketbolcumuza bu durumu hatırlatıyoruz, o da olgunlukla cevaplıyor: &#8220;Kerem de milli takımda değil. Bu antrenörün kararı. Nasıl kulüp takımlarında istediğin oyuncularla oynuyorsun, bir tercih hakkın var. Burada da aynı durum söz konusu. Ben her zaman milli takımda oynamak istiyorum. Ama bu antrenörün değerlendirmesi. Milli takım bizim için bir ödül neticede. Ama dediğim gibi bu antrenörün kararı&#8221;.<br />
<br />
<br />
<br />
Biz ona unutamadığı maçları sorduk, o hangi birini hatırlasın, kariyerine bu kadar başarı sığdıran bir oyuncunun zorlandığı anlardan bir tanesi, unutamadığı maçlar sorusu. <br />
<br />
İstanbul&#8217;da düzenlenen Avrupa Şampiyonası&#8217;nda Almanya ve Hırvatistan maçları, Efes Pilsen forması altında Hüseyin Beşok&#8217;un son saniye basketi ile kazanılan Paninios maçı, tabii ki 1996&#8217;daki Koraç Kupası finali ve Le Mans forması altında Nancy&#8217;e karşı kazanılan final maçı Hüseyin Beşok&#8217;un ilk aklına gelenler.<br />
<br />
Özel hayat mı? O da ne!<br />
Hüseyin Beşok&#8217;un şu sıralar özel hayatının tamamı Kaan Beşok&#8217;a ayrılmış durumda. Zaten özel hayatım diye bir şey yok diyor. Peki kim Kaan Beşok? Hüseyin Beşok&#8217;un 21 aylık oğlu, antrenman dışında evden çıkmam diyor bizlere. Peki evde başka neler yapar Hüseyin Beşok<br />
diyoruz. &#8220;Müzik dinlerim, hem de her türlüsünü&#8221;. Son yıllarda yurt dışında olduğu için Türkçe müzik tutkusu da artmış Hüseyin Beşok&#8217;un. Bir diğer hobisi ise tecrübeli basketbolcunun, kitap okumak. Favori yazarı Jean Christophe Grange, favori kitabı ise Turgut Özakman&#8217;ın "Şu Çılgın Türkler"i.<br />
Ya bundan sonra diyoruz Hüseyin Beşok&#8217;a, o da tamamlıyor lafımızı, &#8220;Artık Türkiye&#8217;deyim. Avrupa&#8217;da şutumu geliştirdim ve daha tecrübeliyim&#8221; diyor ve tekrarlıyor, &#8220;Ben averaj için oynamadım, hep en üstü seviyeyi kovaladım. Bunun için de buradayım&#8221;.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Türk basketbolunun en iyi uzunlarından bir tanesidir Hüseyin Beşok. Fiziki özelliği gibi uzun bir başarı listesine sahip. Türkiye&#8217;de ve Avrupa&#8217;da formasını giydiği takımların hemen hemen hepsinde kupa kaldırma başarısını gösteren Beşok, bu sezon Galatasaray Cafe Crown forması giyecek. <br />
<br />
Karşıyakalı Hüseyin<br />
Hüseyin Beşok, Mainsa&#8217;da uzun boyundan da olacak ağabeyi Faruk Beşok&#8217;un izinden giderek basketbola başlar. Daha sonra Karşıyaka&#8217;ya transfer olan basketbolcu, iki sezon memleketinin takımında forma giydikten sonra hayatının belki de dönüm noktası olacak kararı verir. Aydın Örs&#8217;ün antrenörlüğünü yaptığı Efes Pilsen&#8217;e transfer olan Hüseyin Beşok için artık her şey daha farklı gelişecektir. Türk basketbolundaki uzun sıkıntısının had safhada olduğu bir dönemde kendini gösterme şansı yakalayan Hüseyin Beşok, söyleşi boyunca çokça tekrarladığı cümleyi ilk kez bu noktada dile getirdi: &#8220;Ben averaj için oynamadım, hep en üst seviyeyi kovaladım. Bunun için de çok çalıştım&#8221;. Efes Pilsen&#8217;de yaptığı yorucu idmanların, saatlerce ağzı kapalı olan potalardan seken toplarla ribaunt çalışmaları ise Hüseyin Beşok&#8217;un bulunduğu noktaya nasıl geldiğinin göstergesi. Hüseyin Beşok o seneleri şu kelimelerle özetliyor: &#8220;Efes Pilsen&#8217;de benim için çok değerli olan seneler geçirdim. Gençlere çok önem verilirdi o zamanlar. İyi idman yapardım. Buralarda bulunmamın sebebidir Aydın Ağbi (Örs) ve Efes Pilsen.&#8221;<br />
<br />
<br />
<br />
Avrupa&#8217;da 6 Yıl<br />
Herkesin yapmaktan kendini alıkoyamayacağı benzetmeyi biz de yapalım. Bu kadar uzun bir adamın, tabii ki upuzun bir kariyeri olacaktı. Efes Pilsen&#8217;de geçen yedi başarı dolu sezonun ardından, İsrail şampiyonu Maccabi Tel Aviv&#8217;e transfer olur Hüseyin Beşok. Fakat Tel Aviv&#8217;de onu bir sürpriz beklemektedir. Bir sezon önce İsrail liginde ve Supro League&#8217;de MVP (en iyi oyuncu) seçilmesinin yanı sıra, yine aynı yıl Basket News tarafından &#8220;Avrupa&#8217;daki En İyi Amerikalı&#8221; ödülünü alan 2.16&#8217;lık Nate Huffman&#8217;ın, NBA&#8217;in kapısından eski takımına geri dönmesi, Beşok&#8217;un Maccabi&#8217;de oyunda geçireceği süreyi olumsuz şekilde etkileyecektir. Buna rağmen Maccabi taraftarının en sevdiği oyunculardan bir tanesi olur takımda. İki sezon kaldığı Maccabi Tel Aviv&#8217;de kariyer hanesine, iki lig şampiyonluğu ve Adriyatik Ligi finali ekler. Aldığı az sürede tutturduğu 5.7 sayı ve 3.1 sayı ortalaması kariyer ortalamasının çok altındadır.<br />
2003-2004 sezonu ise Hüseyin Beşok&#8217;ın kariyerindeki dönüm noktalarından bir tanesidir. Hırvatistan&#8217;ın Sunce Sibenik takımına transfer olan oyuncu, sakatlığı sebebiyle hiç forma giyemez. O günleri şu sözlerle anlatıyor tecrübeli basketbolcu &#8220;Benim için şampiyonluklardan da daha özel olan olay, o sezon geçirdiğim ağır sakatlığı atlatıp basketbola dönmem oldu. Bu benim için şampiyonluk kadar değerlidir. Çok ağır bir sakatlıktı. Basketbola dönemeyebilirdim&#8221;. Bir sonraki durak ise Erman Kunter&#8217;in çalıştırdığı Adecco ASVEL Villeurbanne olur. Lyon&#8217;un yolunu tutar Hüseyin Beşok. Fakat kendisi dahil kimsenin beklemediği kadar iyi bir sezon çıkartır. Euroleague sayı ortalamasının 13.2, ribaund ortalamasının ise 8 olduğu sezonda, Hüseyin Beşok ilk senesinde Fransa Ligi All Star maçına davet edilir. Fakat kendi açısından başarılı giden sezon, ASVEL&#8217;e şampiyonluk getirmez. Tecrübeli basketbolcu ilk sezonunda Fransa Pro-A Ligi&#8217;nde yarı final ile yetinir. Beşok&#8217;un Fransa&#8217;daki ikinci durağı ise Le Mans olur.<br />
Le Mans&#8217;da oynadığı bir sezon boyunca kariyerinin en iyi sezonlarında bir tanesini çıkarır. Öyle ki, Fransızlar ona uygun ismi bulmuşlardır bile, &#8220;Hoş bakışlı, kadife elli dev&#8221;. ASVEL ile bir sezon önce gelmeyen şampiyonluk, Le Mans&#8217;da gelir, hem de finalin en değerli oyuncusu ödülü ile birlikte. Nancy potalarına 21 Haziran 2006 gecesi gönderdiği 26 sayı, Hüseyin Beşok&#8217;un unutulmaz maçlar serisindeki halkalardan sadece bir tanesidir.<br />
<br />
<br />
<br />
&#8220;Ben Galatasaraylıyım&#8221;<br />
<br />
2005-2006 sezonu sonunda Hüseyin Beşok&#8217;a Beşiktaş ve Fenerbahçe tarafından ciddi teklifler gelir. Ama Hüseyin Beşok&#8217;un Avrupa macerası bitmemiştir. Polonya şampiyonu Prokom Trefl Sopot takımına transfer olur. Geçtiğimiz sezon Euroleague&#8217;de takımı ile ilk 16&#8217;ya giren Hüseyin Beşok için artık dönüş vaktidir. Peki Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transferin nasıl gerçekleşti sorusuna, cevap verişi biraz tebessümle başlıyor Hüseyin Beşok&#8217;un. Zaten cevabı kısa ve net: &#8220;Oldu işte, istediler ben de kabul ettim&#8221;. Daha sonra devam ediyor Hüseyin Beşok: &#8220;Ben Galatasaraylı'yım. Türkiye&#8217;de basketbol oynamak istiyordum. İyi bir ekip kuruyoruz. ULEB Cup&#8217;ta oynayacağız. Nereye kadar gidersiniz diye soracak olursanız. Benim hedeflerim Türkiye&#8217;de ve Avrupa&#8217;da en yüksekte. İyi bir ekip olursak her takımı yenebileceğimiz düşünüyorum. Şimdi realist olalım, Efes Pilsen, Telekom ve Fenerbahçe Ülker&#8217;in iyi kadroları olduğunu biliyoruz. Bizim de belli bir kapasitemiz var. Şu an tam anlamıyla favori değiliz. Ama hem benim hem de takımın hedefleri var. Le Mans&#8217;ta şampiyonluk hedefim yoktu. Ama şampiyon olduk. Kulübün hedefleri bana yetmediği günler de olur. Ama burada yetecektir. Ben bu sene burada iyi şeyler yapmak istiyorum. Fatih (Solak) ile birlikte oynayacağız. Sahada her zaman üç yabancı olacak. Türk oyuncular çok değerli. Takımlar arasında fark yaratan Türk oyuncular&#8221;. Böyle özetliyor, tecrübeli basketbolcu Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transferini ve takımın hedeflerini. Kendimizi kendi içimizde değerlendiririz, o yüzden fırsatını bulmuşken hemen soruyoruz, Türk basketbolu ve Avrupa basketbolu! Nedir terazinin durumu, bir karşılaştırma yapsan bizlere diyoruz ve Türkiye&#8217;de lig organizasyonundaki eksikliğe işaret ediyor Hüseyin Beşok. &#8220;Şehir takımları yatırımını yapmalı. Aşağı yukarı bütün takımlar İstanbul&#8217;dan, Fransa&#8217;da 18 takım varsa, bu takımlar 18 ayrı şehirden geliyor. Şehir halkı takımını her zaman sahiplenir. Seyirci çok önemli sporda. Seyirci olmazsa kalite artmaz. İstanbul&#8217;dan çok takım olması zarar veriyor basketbola&#8221;.<br />
Hüseyin Beşok iyi bir Galatasaraylı'dır. Peki Türkiye&#8217;de oynadığı dönemlerde Galatasaray taraftarına karşı oynamak nasıl bir şeydi ? Hüseyin Beşok cevaplıyor: &#8220;Galatasaray maçlarında taraftardan tepki gördüğüm de oldu. Ama bu sporun doğasında var. Sporcuyuz biz, memleketim olan İzmir&#8217;de ailemin geldiği maçta Karşıyaka taraftarı da bana tepki gösterdi&#8221;.<br />
<br />
Milli Takım olmadan ya da Milli Takım&#8217;da olmadan<br />
Avrupa ikincisi milli takımımızın oyuncusuyken ama Avrupa&#8217;ya gittikten sonra milli takımda bir daha forma giyemeyen basketbolcumuza bu durumu hatırlatıyoruz, o da olgunlukla cevaplıyor: &#8220;Kerem de milli takımda değil. Bu antrenörün kararı. Nasıl kulüp takımlarında istediğin oyuncularla oynuyorsun, bir tercih hakkın var. Burada da aynı durum söz konusu. Ben her zaman milli takımda oynamak istiyorum. Ama bu antrenörün değerlendirmesi. Milli takım bizim için bir ödül neticede. Ama dediğim gibi bu antrenörün kararı&#8221;.<br />
<br />
<br />
<br />
Biz ona unutamadığı maçları sorduk, o hangi birini hatırlasın, kariyerine bu kadar başarı sığdıran bir oyuncunun zorlandığı anlardan bir tanesi, unutamadığı maçlar sorusu. <br />
<br />
İstanbul&#8217;da düzenlenen Avrupa Şampiyonası&#8217;nda Almanya ve Hırvatistan maçları, Efes Pilsen forması altında Hüseyin Beşok&#8217;un son saniye basketi ile kazanılan Paninios maçı, tabii ki 1996&#8217;daki Koraç Kupası finali ve Le Mans forması altında Nancy&#8217;e karşı kazanılan final maçı Hüseyin Beşok&#8217;un ilk aklına gelenler.<br />
<br />
Özel hayat mı? O da ne!<br />
Hüseyin Beşok&#8217;un şu sıralar özel hayatının tamamı Kaan Beşok&#8217;a ayrılmış durumda. Zaten özel hayatım diye bir şey yok diyor. Peki kim Kaan Beşok? Hüseyin Beşok&#8217;un 21 aylık oğlu, antrenman dışında evden çıkmam diyor bizlere. Peki evde başka neler yapar Hüseyin Beşok<br />
diyoruz. &#8220;Müzik dinlerim, hem de her türlüsünü&#8221;. Son yıllarda yurt dışında olduğu için Türkçe müzik tutkusu da artmış Hüseyin Beşok&#8217;un. Bir diğer hobisi ise tecrübeli basketbolcunun, kitap okumak. Favori yazarı Jean Christophe Grange, favori kitabı ise Turgut Özakman&#8217;ın "Şu Çılgın Türkler"i.<br />
Ya bundan sonra diyoruz Hüseyin Beşok&#8217;a, o da tamamlıyor lafımızı, &#8220;Artık Türkiye&#8217;deyim. Avrupa&#8217;da şutumu geliştirdim ve daha tecrübeliyim&#8221; diyor ve tekrarlıyor, &#8220;Ben averaj için oynamadım, hep en üstü seviyeyi kovaladım. Bunun için de buradayım&#8221;.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Röportaj | Murat KAYA]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=253</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 11:29:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=253</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Ankara&#8217;da Büyük Kolej&#8217;in antrenörü &#8220;gel&#8221; dedi, o da gitti. Basketbola iki cümle içinde başladı Murat Kaya. Büyük Kolej&#8217;deki performansı onu Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a getirdi. Geçtiğimiz sezon Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transfer oldu. Bir kalecinin basketbolcu oğlu. Bugün güçlü Galatasaray savunmasının en kalın zinciri. Basketbolu her gün biraz daha büyüyor. Büyük Kolej&#8217;in generaliydi, &#8220;Şimdi neden askersin?" sorusuna &#8220;Bazen var olmak için değişmek zorunda kalıyorsunuz&#8221; cevabını veriyor.<br />
<br />
Basketbola nasıl başladın?<br />
İlkokul üçe gidiyordum. Basketbola başlayan çoğu çocukla aynı kader bende de geçerli oldu. Boyum uzundu. Büyük Kolej&#8217;deydim. Antrenör gördü beni. Sen gel bakalım buraya dedi. Ben de gittim. İlkokuldan, birinci lige kadar hep Büyük Kolej&#8217;de oynadım.<br />
<br />
Bizde en uzun boylu çocuk, hangi pozisyona uygun olup olmadığına bakılmadan hemen potanın altına konur. O çocuk yetenekleri tartılmadan ister istemez pivot olur. Sende de böyle bir şey oldu mu?<br />
Yok, ben hep forvet oynadım. Sonra oyun kurucu, sonra yine forvet oynadım. Boyum ortalamanın üzerindeydi ama pivot olacak kadar da uzun değildim.<br />
<br />
Ailende başka sporcu var mıydı, senin sporcu olmanı nasıl karşıladılar?<br />
Ablam da ilkokul ve ortaokulda basketbol oynadı. Babam ise Ankara Altındağ&#8217;da kalecilik yapmış. Aslında hep destek oldular. Ama bizim oğlumuz basketbolcu olacak diye bir amaçları olmadı. Sonra iş ciddileşince onlar da dediler, bizim oğlan basketbolcu oluyor diye.<br />
<br />
Senin kafanda var mıydı, &#8220;Başka bir alternatifim yok. Ben basketbolcu olacağım&#8221; diye bir hedef?<br />
Çocukken sadece oyun olsun diye oynuyorduk belki de. Dışarıdan söylenirdi, bu çocuk yetenekli diye. Benim de kafamda yoktu, yani basketbolcu olacağım diye bir hırsım yoktu. Bir de şu var. Ben o yaşlarda basketboldan çok futbol oynardım. Sokak arasında da oynardık. Spor tesisleri vardı, evimize yakın. Hafta sonları da oraya gider oynardık. Halı saha maçlarımız olurdu. Büyük Kolej&#8217;de forma giyerken de halı saha maçları yapardım. Özellikle ilk sene Büyük Kolej&#8217;de oynarken, maçtan çıktıktan sonra halı saha maçlarına gittiğimi hatırlarım.<br />
<br />
Futbolla bu kadar ilgisi olan bir aile, hangi takımı desteklerdi?<br />
Babam Galatasaraylı'ydı. Biz de tüm aile Galatasaraylı'ydık.<br />
<br />
Eğitim hayatından bahseder misin? Geleneği olan bir okulda okudun&#8230;<br />
Evet, Büyük Kolej&#8217;de okudum. Bizim ev ile okul arası 100 metreydi. Ortaokulda burs aldım. Büyük Kolej&#8217;de okumak tabii ki büyük fırsat. Basketbol oynayanlar için de ayrı bir avantajı var. Çünkü yıllarca basketbol takımı birinci ligde oynadı.<br />
<br />
Şöyle bir değerlendirme yapsan, basketbolcu gözüyle değerlendirirsen. Bu okuldan neden basketbolcu çıkar da, futbolcu çıkmaz&#8230;<br />
Futbol biraz daha mücadele sporu. Yağmurda, çamurda da mücadele ediyorsunuz. Belki de daha zorlu bir eğitimi var kendi içinde. Basketbolun eğitimle yürüme şansı biraz daha fazla. Ben Hacettepe&#8217;deyken amatör liglerde futbol oynayan arkadaşlarım vardı. Onlardan da defalarca dinledim bu zorluğu. Futbol ve basketbol ikisi de zorlu sporlar. Ama futbolcu olmak için verilen mücadele, şartlar açısından biraz daha zor galiba.<br />
<br />
<br />
<br />
Galatasaray&#8217;daki ikinci sezonun... Transferin nasıl gerçekleşmişti?<br />
Ben Ülker&#8217;e geliyordum. Murat Abi Ülker&#8217;deyken sürekli konuşuyorduk transferim üzerine. Daha sonra bir pürüz çıktı. Murat Abi de Galatasaray&#8217;ın başına gelince, benim transferim Galatasaray&#8217;a gerçekleşti. Diğer konular halledilince de çok da mutlu oldum.<br />
<br />
İstanbul&#8217;a Ankara&#8217;dan geldin. İstanbul gerçekten sporcular için kötü bir yer midir, bir yeri tercih etmek zorunda kalsan nereyi ederdin?<br />
Ankara Türkiye&#8217;nin ikinci büyük şehri. Oradan gelen kendini bilen birisi için bir bozulma olmaz. Ama İstanbul çok farklı bir yer. Bunu da kabul etmek gerekir. Kıyas götürmez. İstanbul&#8217;un imkanları çok fazla. Olumsuz etkilenenler de oluyor. Ben şu sıralar Ankara&#8217;ya gidemiyorum. Çok maç var. Ailem ve kız arkadaşım bu durumdan çok şikayetçi. Ankara doğup büyüdüğüm yer, küçük, düzen şehri. Bir yerden sonra sıkılıyorsun. İstanbul&#8217;dan vazgeçmek zor.<br />
<br />
Büyük Kolej&#8217;de takımın en skorer oyuncusu sendin. Ama Galatasaray&#8217;da hem farklı bir mevkide oynuyorsun, hem de skordan önce savunmanla ön plana çıkıyorsun? Biraz daha görev oyuncusu mu oldun burada?<br />
Oyuncu bazen biraz kendinden feragat etmek zorunda kalıyor. Büyük Kolej&#8217;in hedefleri belliydi. Ligin en düşük bütçelisi bizdik. Bir takım organizasyonundan çok aile gibiydik. Altı sene ligden düşmeden birinci ligde mücadele ettik. Benden büyük olan oyuncuların hepsi beni orada kardeşleri gibi kabul ettiler. Naci Özonat antrenörümüzdü. Beni oyuncusundan ziyade oğlu gibi görürdü. Bu rahatlığın dışında orada benim üzerime kurulu bir düzen vardı. Zaten takımımıza çok Amerikalı gelmezdi. İki Amerikalı gelirdi. Onları da kendi içimize alırdık. Onlar da Türk gibi olurdu. Yani anlatmak istediğim orada, bizim kendi içimizde bir sistemimiz vardı. Beklentiler bu kadar büyük değildi. Rahat bir ortam vardı ve bu ortamda belki de üretken olmak daha kolay. Galatasaray&#8217;da ise hedefler çok büyük, hatta gitgide daha da büyüyor.<br />
<br />
<br />
Türk oyuncular, hatta şöyle düzelteyim senin gibi potansiyeli yüksek Türk oyuncular Amerikalılar ile birlikte verdikleri forma mücadelesinde yeteneklerinden mi feragat ediyor?<br />
Büyük takımlarda çok daha fazla yaşanıyor. Gelen Amerikalı oyuncu, onun da hedefleri var. O da kendini göstermek istiyor. Şimdi hal böyle olunca da birinin fedakarlık yapması gerekiyor. Bunlar da Türk oyuncular oluyor. Büyük Kolej&#8217;deki rolümde değilim burada. Ama Galatasaray&#8217;da başka bir yönümü geliştirme fırsatı buluyorum. İlk basketbola başladığımdan yana oynadığım takımlarda hücumda ilk tercih hep bendim. Ama burada takım çok daha güçlü, çok daha fazla seçenek var. O yüzden üçüncü, dördüncü tercih olduğum oluyor. Fakat başarılı olmak istiyorsan buna alıştırman gerekiyor kendini. Neden böyle oldu diye kafaya takarsan, insan kendisine çok büyük kötülük yapmış olur.<br />
<br />
Yabancı oyuncu sayısı için ne diyorsun?<br />
Bilmem ki bir şey söylemek gerekir mi! Herkes bir şey söylüyor bu konuda. Amerikalılar'la başarının geleceği düşünülüyor. Türk oyuncusu oynamak istiyor. Herkes kendine göre haklı. Çünkü herkes kendi açısından bakıyor. Başarı belki de yabancı oyuncusu fazla olduğu takdirde daha kolay gelebilir. Ama bunun zararları da olabilir. Dengeyi iyi kurmak gerekiyor. Yani yabancı sayısı kriteri koymak çok kolay bir şey değil. Biraz güven meselesi. Olay bence yabancı sayısından çok takımdaki kimyayla ilgili. Kaç yabancı olduğu ile ilgili değil. Bizde şu anda dört yabancı var ve biz çok iyi anlaşıyoruz.<br />
<br />
<br />
<br />
Büyük Kolej&#8217;de oyun kurucu pozisyonunda oynuyorsun, ama Galatasaray&#8217;da 2 hatta 3 numarada oynadığın oluyor&#8230;<br />
Bana antrenör ne derse onu yapıyorum. Benim başka yapacağım bir şey yok. Murat Abi oyunu bazen benim kurmamı istiyor. O zaman topu benim getirdiğim de oluyor. Bazen biz çift guard oynuyoruz. İki numara olarak da sahada olsam oyunu kuruyorum. Forvet oynasam da, pozisyon yaratmayı sevdiğim için oyun kurucu gibi oynayabiliyorum. Ama benim kafamda forvet oynayayım ya da guard oynayayım diye bir tercihim yok.<br />
<br />
Takımım potansiyeli için ne düşünüyorsun, sence neler yapabilecek Galatasaray Cafe Crown bu sene?<br />
Takımın potansiyeli gerçekten çok fazla. Güçlü bir rotasyonumuz var. Ligde maksimumuzu sergilersek şampiyon oluruz. Yeni bir takım olduğumuz için biraz sıkıntı yaşıyoruz. Geçtiğimiz sezonki takımdan çok az oyuncu kaldı. Takımdaki yeni oyuncular da çok süre alan oyuncular. Çok da kolay değil. Ama her geçen gün bizim lehimize işliyor. Biz ayrıca çok neşeli bir takımız. Hiçbir huzursuzluk yok takımda. Kimsenin birbiri ile bir sorunu yok. İyi bir takımız. Adı üstünde bir takımız.<br />
<br />
Maç içinde Tufan&#8217;la birbirinizin nerede olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz. Biriniz dip çizgide boş ise, diğerinizde top varsa mutlaka birbirinize asist yapıyorsunuz&#8230;<br />
Tufan&#8217;la birbirimizi çözdük. Aramızda birbirimizi bulalım diye bir şey yok. Setlere göre herkesin duracağı yer belli. Ama şöyle bir şey var. Birbirimizi iyi tanıdığımız için de onun nerede sayıya gideceğini biliyorum. O da aynı şekilde benim nerede ne yapabileceğimin farkında. İkimiz de şutör oyuncuyuz sonuçta. Biraz da mecburiyet boş oyuncuyu bulmak. Maç ve antrenman dışında da Tufan&#8217;la beraberizdir. Galatasaray&#8217;ın futbol maçlarına gidiyoruz. İkimiz de takip ederiz futbol takımını. Fırsat bulursak Tufan&#8217;la birlikte Numaralı'da izliyoruz maçları. Beraber yapıyoruz her şeyi. Evlerimiz de çok yakın.<br />
<br />
Büyük Kolej&#8217;in maçlarını takip eden azdı. Galatasaray&#8217;da bu sene ilk beş oynamaya başladın. Belki de basketbolseverler senin maksimumda neler yapabileceğini tam olarak bilmiyorlar. Çok iyi bir şutörsün&#8230;<br />
Şut özelliğim küçüklükten gelen bir özelliğim. Büyük Kolej&#8217;deyken daha çok top geliyordu. Daha çok sokuyordum. Ama dediğim gibi burada seçenek çok. Bir de şey var. Ne oyuncular geldi, inanılmaz yetenektiler, hiçbir şey olamadılar. Bir yere gelmesi zor olanlar vardı, nereler geldiler. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla olmak çok önemli. Bunu oyuncunun oynadığı takım için de söylüyorum. Sadece beş kişi sahada bu takım sporunda. Bunun üçü yabancı. Belki ilerde daha fazla yabancı oyuncu olacak sahada. O yüzden her şarta hazırlıklı olunmalı. Ben ilk kez 16 yaşındaydım birinci ligde oynadığımda. Genç oyuncular kendileri gibi oynuyorlar. Ama bir döngü var. Bazen var olmak için değişmek zorunda kalıyorsunuz.<br />
<br />
Neden Murat değil de, Kaya diyorlar sana?<br />
Kaya diyorlar. Hatta bazen de Murat Kaya diyorlar. Ama hiç Murat demezler. Bulunduğum ortamlarda benden başka Murat da olmamıştır. Ben de bilmiyorum bunun nedeni. Ama rahatsız da değilim.<br />
<br />
<br />
Facebook<br />
Ben Facebook&#8217;tan haberdar olduğumda daha bu kadar popüler değildi. İki sene önce Amerika&#8217;dayken Engin Atsür&#8217;ün yanındaydım. Onun hesabından girerdim. O zaman Avrupa&#8217;dan dahi üye almıyorlardı. Ama ben biraz daha önce keşfetmişim. Türkiye&#8217;ye geldikten sonra ben de hemen üye oldum. Ama son üç ayda öyle bir patladı ki. İnanılmaz.<br />
<br />
Playstation<br />
Tufan&#8217;la aramızda olan meşhur maçlarımız var. Kim kazanıyor dersen, kime sorarsan ben kazanıyorum cevabını alırsın. Ben Arsenal&#8217;le oynuyordum. O da Inter&#8217;le oynuyordu. Ama ben Henry&#8217;nin transferinden sonra takım değiştirmek zorunda kaldım. Playstation 3 alacağız. Playstation 3, evden eve oynanabiliyor. O zaman artık hiç dışarı çıkmayacağız herhalde.<br />
<br />
Bir gün<br />
İstanbul&#8217;da yalnız kalıyorum. Günler antrenman - maç trafiği arasında geçiyor. Antrenman yoksa öğleden önce kalkmam. Uyumayı çok severim. Kalkınca da sinemaya giderim arkadaşlarla.<br />
<br />
Sinema-Müzik-Yemek-Giyim<br />
Eğlenceli film severim. Drama sevmem. Her türlü müziği dinlerim. Bekar yaşıyoruz. O yüzden hazır yemekler tercihim. Makarna ve tavuk yerim. Kendim de yaparım. Küçüklüğümden beri severim yemek yapmayı. Spor giyiniyorum. Spor ayakkabı, kot ve tişört. Sonra tamamdır.<br />
<br />
Unutamadığı maç<br />
Büyük Kolej&#8217;de forma giyiyordum. Beşiktaş ile İstanbul&#8217;da karşılaşmıştık. Bizim Amerikalı orta sahadan atıp maçı uzatmaya götürmüştü. Sonra kazandık o maçı.<br />
<br />
Milli Takım<br />
Yıldız, ümit, genç milli oldum. A Milli oyuncu olmak için Türkiye&#8217;de bir şekilde o döngünün içine girmek lazım. Çünkü çok iyi oyuncular var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Ankara&#8217;da Büyük Kolej&#8217;in antrenörü &#8220;gel&#8221; dedi, o da gitti. Basketbola iki cümle içinde başladı Murat Kaya. Büyük Kolej&#8217;deki performansı onu Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a getirdi. Geçtiğimiz sezon Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transfer oldu. Bir kalecinin basketbolcu oğlu. Bugün güçlü Galatasaray savunmasının en kalın zinciri. Basketbolu her gün biraz daha büyüyor. Büyük Kolej&#8217;in generaliydi, &#8220;Şimdi neden askersin?" sorusuna &#8220;Bazen var olmak için değişmek zorunda kalıyorsunuz&#8221; cevabını veriyor.<br />
<br />
Basketbola nasıl başladın?<br />
İlkokul üçe gidiyordum. Basketbola başlayan çoğu çocukla aynı kader bende de geçerli oldu. Boyum uzundu. Büyük Kolej&#8217;deydim. Antrenör gördü beni. Sen gel bakalım buraya dedi. Ben de gittim. İlkokuldan, birinci lige kadar hep Büyük Kolej&#8217;de oynadım.<br />
<br />
Bizde en uzun boylu çocuk, hangi pozisyona uygun olup olmadığına bakılmadan hemen potanın altına konur. O çocuk yetenekleri tartılmadan ister istemez pivot olur. Sende de böyle bir şey oldu mu?<br />
Yok, ben hep forvet oynadım. Sonra oyun kurucu, sonra yine forvet oynadım. Boyum ortalamanın üzerindeydi ama pivot olacak kadar da uzun değildim.<br />
<br />
Ailende başka sporcu var mıydı, senin sporcu olmanı nasıl karşıladılar?<br />
Ablam da ilkokul ve ortaokulda basketbol oynadı. Babam ise Ankara Altındağ&#8217;da kalecilik yapmış. Aslında hep destek oldular. Ama bizim oğlumuz basketbolcu olacak diye bir amaçları olmadı. Sonra iş ciddileşince onlar da dediler, bizim oğlan basketbolcu oluyor diye.<br />
<br />
Senin kafanda var mıydı, &#8220;Başka bir alternatifim yok. Ben basketbolcu olacağım&#8221; diye bir hedef?<br />
Çocukken sadece oyun olsun diye oynuyorduk belki de. Dışarıdan söylenirdi, bu çocuk yetenekli diye. Benim de kafamda yoktu, yani basketbolcu olacağım diye bir hırsım yoktu. Bir de şu var. Ben o yaşlarda basketboldan çok futbol oynardım. Sokak arasında da oynardık. Spor tesisleri vardı, evimize yakın. Hafta sonları da oraya gider oynardık. Halı saha maçlarımız olurdu. Büyük Kolej&#8217;de forma giyerken de halı saha maçları yapardım. Özellikle ilk sene Büyük Kolej&#8217;de oynarken, maçtan çıktıktan sonra halı saha maçlarına gittiğimi hatırlarım.<br />
<br />
Futbolla bu kadar ilgisi olan bir aile, hangi takımı desteklerdi?<br />
Babam Galatasaraylı'ydı. Biz de tüm aile Galatasaraylı'ydık.<br />
<br />
Eğitim hayatından bahseder misin? Geleneği olan bir okulda okudun&#8230;<br />
Evet, Büyük Kolej&#8217;de okudum. Bizim ev ile okul arası 100 metreydi. Ortaokulda burs aldım. Büyük Kolej&#8217;de okumak tabii ki büyük fırsat. Basketbol oynayanlar için de ayrı bir avantajı var. Çünkü yıllarca basketbol takımı birinci ligde oynadı.<br />
<br />
Şöyle bir değerlendirme yapsan, basketbolcu gözüyle değerlendirirsen. Bu okuldan neden basketbolcu çıkar da, futbolcu çıkmaz&#8230;<br />
Futbol biraz daha mücadele sporu. Yağmurda, çamurda da mücadele ediyorsunuz. Belki de daha zorlu bir eğitimi var kendi içinde. Basketbolun eğitimle yürüme şansı biraz daha fazla. Ben Hacettepe&#8217;deyken amatör liglerde futbol oynayan arkadaşlarım vardı. Onlardan da defalarca dinledim bu zorluğu. Futbol ve basketbol ikisi de zorlu sporlar. Ama futbolcu olmak için verilen mücadele, şartlar açısından biraz daha zor galiba.<br />
<br />
<br />
<br />
Galatasaray&#8217;daki ikinci sezonun... Transferin nasıl gerçekleşmişti?<br />
Ben Ülker&#8217;e geliyordum. Murat Abi Ülker&#8217;deyken sürekli konuşuyorduk transferim üzerine. Daha sonra bir pürüz çıktı. Murat Abi de Galatasaray&#8217;ın başına gelince, benim transferim Galatasaray&#8217;a gerçekleşti. Diğer konular halledilince de çok da mutlu oldum.<br />
<br />
İstanbul&#8217;a Ankara&#8217;dan geldin. İstanbul gerçekten sporcular için kötü bir yer midir, bir yeri tercih etmek zorunda kalsan nereyi ederdin?<br />
Ankara Türkiye&#8217;nin ikinci büyük şehri. Oradan gelen kendini bilen birisi için bir bozulma olmaz. Ama İstanbul çok farklı bir yer. Bunu da kabul etmek gerekir. Kıyas götürmez. İstanbul&#8217;un imkanları çok fazla. Olumsuz etkilenenler de oluyor. Ben şu sıralar Ankara&#8217;ya gidemiyorum. Çok maç var. Ailem ve kız arkadaşım bu durumdan çok şikayetçi. Ankara doğup büyüdüğüm yer, küçük, düzen şehri. Bir yerden sonra sıkılıyorsun. İstanbul&#8217;dan vazgeçmek zor.<br />
<br />
Büyük Kolej&#8217;de takımın en skorer oyuncusu sendin. Ama Galatasaray&#8217;da hem farklı bir mevkide oynuyorsun, hem de skordan önce savunmanla ön plana çıkıyorsun? Biraz daha görev oyuncusu mu oldun burada?<br />
Oyuncu bazen biraz kendinden feragat etmek zorunda kalıyor. Büyük Kolej&#8217;in hedefleri belliydi. Ligin en düşük bütçelisi bizdik. Bir takım organizasyonundan çok aile gibiydik. Altı sene ligden düşmeden birinci ligde mücadele ettik. Benden büyük olan oyuncuların hepsi beni orada kardeşleri gibi kabul ettiler. Naci Özonat antrenörümüzdü. Beni oyuncusundan ziyade oğlu gibi görürdü. Bu rahatlığın dışında orada benim üzerime kurulu bir düzen vardı. Zaten takımımıza çok Amerikalı gelmezdi. İki Amerikalı gelirdi. Onları da kendi içimize alırdık. Onlar da Türk gibi olurdu. Yani anlatmak istediğim orada, bizim kendi içimizde bir sistemimiz vardı. Beklentiler bu kadar büyük değildi. Rahat bir ortam vardı ve bu ortamda belki de üretken olmak daha kolay. Galatasaray&#8217;da ise hedefler çok büyük, hatta gitgide daha da büyüyor.<br />
<br />
<br />
Türk oyuncular, hatta şöyle düzelteyim senin gibi potansiyeli yüksek Türk oyuncular Amerikalılar ile birlikte verdikleri forma mücadelesinde yeteneklerinden mi feragat ediyor?<br />
Büyük takımlarda çok daha fazla yaşanıyor. Gelen Amerikalı oyuncu, onun da hedefleri var. O da kendini göstermek istiyor. Şimdi hal böyle olunca da birinin fedakarlık yapması gerekiyor. Bunlar da Türk oyuncular oluyor. Büyük Kolej&#8217;deki rolümde değilim burada. Ama Galatasaray&#8217;da başka bir yönümü geliştirme fırsatı buluyorum. İlk basketbola başladığımdan yana oynadığım takımlarda hücumda ilk tercih hep bendim. Ama burada takım çok daha güçlü, çok daha fazla seçenek var. O yüzden üçüncü, dördüncü tercih olduğum oluyor. Fakat başarılı olmak istiyorsan buna alıştırman gerekiyor kendini. Neden böyle oldu diye kafaya takarsan, insan kendisine çok büyük kötülük yapmış olur.<br />
<br />
Yabancı oyuncu sayısı için ne diyorsun?<br />
Bilmem ki bir şey söylemek gerekir mi! Herkes bir şey söylüyor bu konuda. Amerikalılar'la başarının geleceği düşünülüyor. Türk oyuncusu oynamak istiyor. Herkes kendine göre haklı. Çünkü herkes kendi açısından bakıyor. Başarı belki de yabancı oyuncusu fazla olduğu takdirde daha kolay gelebilir. Ama bunun zararları da olabilir. Dengeyi iyi kurmak gerekiyor. Yani yabancı sayısı kriteri koymak çok kolay bir şey değil. Biraz güven meselesi. Olay bence yabancı sayısından çok takımdaki kimyayla ilgili. Kaç yabancı olduğu ile ilgili değil. Bizde şu anda dört yabancı var ve biz çok iyi anlaşıyoruz.<br />
<br />
<br />
<br />
Büyük Kolej&#8217;de oyun kurucu pozisyonunda oynuyorsun, ama Galatasaray&#8217;da 2 hatta 3 numarada oynadığın oluyor&#8230;<br />
Bana antrenör ne derse onu yapıyorum. Benim başka yapacağım bir şey yok. Murat Abi oyunu bazen benim kurmamı istiyor. O zaman topu benim getirdiğim de oluyor. Bazen biz çift guard oynuyoruz. İki numara olarak da sahada olsam oyunu kuruyorum. Forvet oynasam da, pozisyon yaratmayı sevdiğim için oyun kurucu gibi oynayabiliyorum. Ama benim kafamda forvet oynayayım ya da guard oynayayım diye bir tercihim yok.<br />
<br />
Takımım potansiyeli için ne düşünüyorsun, sence neler yapabilecek Galatasaray Cafe Crown bu sene?<br />
Takımın potansiyeli gerçekten çok fazla. Güçlü bir rotasyonumuz var. Ligde maksimumuzu sergilersek şampiyon oluruz. Yeni bir takım olduğumuz için biraz sıkıntı yaşıyoruz. Geçtiğimiz sezonki takımdan çok az oyuncu kaldı. Takımdaki yeni oyuncular da çok süre alan oyuncular. Çok da kolay değil. Ama her geçen gün bizim lehimize işliyor. Biz ayrıca çok neşeli bir takımız. Hiçbir huzursuzluk yok takımda. Kimsenin birbiri ile bir sorunu yok. İyi bir takımız. Adı üstünde bir takımız.<br />
<br />
Maç içinde Tufan&#8217;la birbirinizin nerede olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz. Biriniz dip çizgide boş ise, diğerinizde top varsa mutlaka birbirinize asist yapıyorsunuz&#8230;<br />
Tufan&#8217;la birbirimizi çözdük. Aramızda birbirimizi bulalım diye bir şey yok. Setlere göre herkesin duracağı yer belli. Ama şöyle bir şey var. Birbirimizi iyi tanıdığımız için de onun nerede sayıya gideceğini biliyorum. O da aynı şekilde benim nerede ne yapabileceğimin farkında. İkimiz de şutör oyuncuyuz sonuçta. Biraz da mecburiyet boş oyuncuyu bulmak. Maç ve antrenman dışında da Tufan&#8217;la beraberizdir. Galatasaray&#8217;ın futbol maçlarına gidiyoruz. İkimiz de takip ederiz futbol takımını. Fırsat bulursak Tufan&#8217;la birlikte Numaralı'da izliyoruz maçları. Beraber yapıyoruz her şeyi. Evlerimiz de çok yakın.<br />
<br />
Büyük Kolej&#8217;in maçlarını takip eden azdı. Galatasaray&#8217;da bu sene ilk beş oynamaya başladın. Belki de basketbolseverler senin maksimumda neler yapabileceğini tam olarak bilmiyorlar. Çok iyi bir şutörsün&#8230;<br />
Şut özelliğim küçüklükten gelen bir özelliğim. Büyük Kolej&#8217;deyken daha çok top geliyordu. Daha çok sokuyordum. Ama dediğim gibi burada seçenek çok. Bir de şey var. Ne oyuncular geldi, inanılmaz yetenektiler, hiçbir şey olamadılar. Bir yere gelmesi zor olanlar vardı, nereler geldiler. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru insanlarla olmak çok önemli. Bunu oyuncunun oynadığı takım için de söylüyorum. Sadece beş kişi sahada bu takım sporunda. Bunun üçü yabancı. Belki ilerde daha fazla yabancı oyuncu olacak sahada. O yüzden her şarta hazırlıklı olunmalı. Ben ilk kez 16 yaşındaydım birinci ligde oynadığımda. Genç oyuncular kendileri gibi oynuyorlar. Ama bir döngü var. Bazen var olmak için değişmek zorunda kalıyorsunuz.<br />
<br />
Neden Murat değil de, Kaya diyorlar sana?<br />
Kaya diyorlar. Hatta bazen de Murat Kaya diyorlar. Ama hiç Murat demezler. Bulunduğum ortamlarda benden başka Murat da olmamıştır. Ben de bilmiyorum bunun nedeni. Ama rahatsız da değilim.<br />
<br />
<br />
Facebook<br />
Ben Facebook&#8217;tan haberdar olduğumda daha bu kadar popüler değildi. İki sene önce Amerika&#8217;dayken Engin Atsür&#8217;ün yanındaydım. Onun hesabından girerdim. O zaman Avrupa&#8217;dan dahi üye almıyorlardı. Ama ben biraz daha önce keşfetmişim. Türkiye&#8217;ye geldikten sonra ben de hemen üye oldum. Ama son üç ayda öyle bir patladı ki. İnanılmaz.<br />
<br />
Playstation<br />
Tufan&#8217;la aramızda olan meşhur maçlarımız var. Kim kazanıyor dersen, kime sorarsan ben kazanıyorum cevabını alırsın. Ben Arsenal&#8217;le oynuyordum. O da Inter&#8217;le oynuyordu. Ama ben Henry&#8217;nin transferinden sonra takım değiştirmek zorunda kaldım. Playstation 3 alacağız. Playstation 3, evden eve oynanabiliyor. O zaman artık hiç dışarı çıkmayacağız herhalde.<br />
<br />
Bir gün<br />
İstanbul&#8217;da yalnız kalıyorum. Günler antrenman - maç trafiği arasında geçiyor. Antrenman yoksa öğleden önce kalkmam. Uyumayı çok severim. Kalkınca da sinemaya giderim arkadaşlarla.<br />
<br />
Sinema-Müzik-Yemek-Giyim<br />
Eğlenceli film severim. Drama sevmem. Her türlü müziği dinlerim. Bekar yaşıyoruz. O yüzden hazır yemekler tercihim. Makarna ve tavuk yerim. Kendim de yaparım. Küçüklüğümden beri severim yemek yapmayı. Spor giyiniyorum. Spor ayakkabı, kot ve tişört. Sonra tamamdır.<br />
<br />
Unutamadığı maç<br />
Büyük Kolej&#8217;de forma giyiyordum. Beşiktaş ile İstanbul&#8217;da karşılaşmıştık. Bizim Amerikalı orta sahadan atıp maçı uzatmaya götürmüştü. Sonra kazandık o maçı.<br />
<br />
Milli Takım<br />
Yıldız, ümit, genç milli oldum. A Milli oyuncu olmak için Türkiye&#8217;de bir şekilde o döngünün içine girmek lazım. Çünkü çok iyi oyuncular var.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Röportaj | Christopher Owens]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=252</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 11:16:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=252</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Yükseklerde Bir Yerde<br />
<br />
1930&#8217;lara damgasını vuran efsanevi atlet Jesse Owens&#8217;ın öz yeğeni, Chris Owens. Büyük amcasının mirası ile gurur duyuyor ama kendi servetini tek başına oluşturmak istiyor. Ve şimdi Avrupa&#8217;daki beşinci durağı, Galatasaray Cafe Crown&#8217;da yeni hedeflere yelken açıyor.<br />
<br />
Herkes ondan iyi bir atlet olmasını bekledi. O annesini dinleyip basketbolcu oldu. Gittiği her yerde büyük amcası olan olimpiyat şampiyonu Jesse Owens&#8217;ın mirası ona göz kırptı. O amcası ile gurur duyduğunu söylerken, kendi ismi ile var olmak istediğini söyledi. Christopher Owens&#8217;ın hikayesi bu kadar kısa değil elbette. 11 yaşında annesinin ısrarları sonucu, amcasının değil de, babasının yaptığı spor olan basketbola başlamış. Gerçi herkes onun iyi bir atlet olacağı görüşünde birleşmiş&#8230; Basketbolcu olmasının doğru bir karar olduğuna inandığımız Chris&#8217;le bir antrenman öncesinde buluştuk ve neden yükseklere zıplamayı, hızlı koşmaya tercih ettiğini sorduk&#8230;<br />
<br />
Basketbol senin için ne ifade ediyor?<br />
Aslında başta şunu söylemem gerekir. Bu tip şeyleri çok düşünmüyorum. Şu anda basketbol oynuyorum, çünkü bunu yapmalıyım. Sürekli elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Sürekli çok çalışıp, hazır halde kalmak benim için çok önemli. Amacım daha iyi oynayıp takıma faydalı olmak. Basketbol benim işim ve bunu en iyi şekilde yapmalıyım.<br />
<br />
Basketbola nasıl başladın?<br />
Basketbol 11 yaşında annemin teşvikleri sayesinde başladım. Herkes benden atlet olmamı bekliyordu. Atletizm için teşvik edenler de çok oldu ama boyumun uzun olması ve annemin ısrarı nedeniyle basketbola yöneldim. Bizimki küçük bir kasabaydı. Basketbol tabii ki benim için bir şans. Tabii çok çalıştım. Baskete başladığım zaman atmosfer farklıydı. Beraber başladığım arkadaşlarımdan bazılarının yolu çok farklı çizildi. İyi yerlere gelen de oldu. Bu açıdan basketbolun çok faydasını gördüğümü söylemeliyim. Beni kötülüklerden uzak tuttu.<br />
<br />
Peki gerçekten ben bu işi profesyonelce yapacağım dediğin zaman&#8230;<br />
Küçükken Michael Jordan&#8217;a hayranlığım vardı. Michael Jordan&#8217;ı izlerken basketbolcu olmaya karar verdim. Doğru kararı vermişim.<br />
<br />
Ailede başka basketbolcu var mı?<br />
Babam basketbolcuydu. Kolejde basketbol oynadı. İyi bir basketbolcuydu.<br />
<br />
Amcan Jessie Owens da bir olimpiyat şampiyonuydu, dünyaca ünlü bir atletti&#8230;<br />
Normal bir insandı benim için. Bu konuda bana çok soru sorulur. Soyadım dolayısıyla bu bağ anlaşılıyor. Tabii ki çok gurur verici bir şey. İnsanlar başarılar elde edebilir. Ama bizim ailemiz için kişilerin karakteri çok önemli. Ben kendisini hiç görmedim. Başarıları tabii ki çok güzel, büyük başarılar. Ama ailemizde bu başarılardan çok, karakterli bir insan oluşu konuşulurdu. Yaptığı hareket ikon oldu. Aslında onun ne kadar karakterli bir insan olduğunu da gösteriyor.<br />
<br />
Geçtiğimiz sezon Alba Berlin&#8217;de oynadın, ilginç bir tesadüf, Berlin Olimpiyat Stadı&#8217;nı ziyaret ettin mi?<br />
Stadyumu ziyaret ettim. Gurur duydum. Rekoru kırdığı yerde bulunmak benim için çok güzeldi.<br />
<br />
<br />
<br />
Sahada çok soğukkanlı gözüküyorsun ama smaç pozisyonlarında en çok seni yakalıyoruz&#8230;<br />
Oyunda ne yapmam gerektiğini düşündüğüm için oyuna konsantreyim. Soğukkanlı olsam da bir kaybetme korkusu var. Bu da kaybetme korkusu da rakibi düşman olarak görmeyi doğuruyor. Smaç pozisyonları bir patlama. Sonucu bu şekilde ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Kendi gelecek planların neler, sence kariyerin nasıl gelişecek?<br />
Şu an iyi oynamaya çalışıyorum. Kendimi geliştirmeyi seviyorum. Ama şunu da yapayım demiyorum. İçinde bulunduğum zaman önemli benim için. Şu an yapmak istediğim şeyi yapıyorum. Dediğim gibi daha çok çalışmalıyım, işimi daha iyi yapmalıyım.<br />
<br />
<br />
<br />
Milwaukee Bucks draftından sonra Memphis&#8217;e takas edildin. Orada bir maç oynadın, sonra Avrupa&#8217;yı tercih ettin, bu seçiminden dolayı pişmanlık duyuyor musun?<br />
Pişmanlığım yok. Burada olduğum için mutluyum. Enerjim iyi. Oyunumu oynuyorum. Gerisini düşünmüyorum. Olaylar bu şekilde gelişti. Ben her zaman yapmam gerekeni yapıyorum.<br />
<br />
Türk basketbolunu nasıl değerlendiriyorsun?<br />
Türkiye&#8217;de kaliteli bir lig oynanıyor. Almanya&#8217;dan çok daha rekabetçi. Almanya&#8217;da iki üç takım vardı. Diğer takımların rekabetçi bir özelliği yoktu.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sence bu sezon Galatasaray Cafe Crown neyi hedeflemeli, neler yapabiliriz?<br />
Avrupa&#8217;da ve Türkiye&#8217;de daha iyi olmalıyız. Çok daha iyi oynayabiliriz, benim düşüncem bu. Takımda bu potansiyel var. Çok iyi oyunculardan kurulu bir takım. Benim düşünceme göre nasıl şampiyon olacağım diye düşünmemeliyiz. Daha sert, daha rekabetçi nasıl olabiliriz diye düşünmeliyiz. Başarının yolu bu. Ne kadar sert olursak, rakiplerimiz üzerinde de maça çıkmadan önce bir baskı yaratabiliriz. Bu bize büyük avantaj sağlar.<br />
<br />
Takım arkadaşlarını değerlendirmeni istesek, en iyi kiminle anlaşıyorsun takımda?<br />
Takım arkadaşlarım çok iyi oyuncular. Zaten burada olmalarının nedeni de o. Hepsi ile iyi anlaşıyorum. Ama bir isim isterseniz benden&#8230; Altay&#8217;ın benimle diyalog kurmayı çalışması çok hoşuma gidiyor. Herkesle aynı mesafedeyim ama Altay&#8217;ın iletişim için kendini zorlaması çok güzel. Biz Türkçe bilmiyoruz yabancı oyuncular olarak. Altay&#8217;ın kendini zorlaması, benimle diyaloğa girmesi bir fedakarlık. Bu çok güzel bir şey.<br />
<br />
Türkiye&#8217;yi nasıl buldun, kafanda nasıl bir Türkiye vardı, gelince neler gördün?<br />
Türkiye güzel ve yaşanabilecek bir yer. Gelmeden önce araştırdım tabii. Çok fazla şaşırmadım. Ama bir de şu nokta vardı. Müslüman bir ülkeye geliyordum. Açıkça söylemek gerekirse bundan daha katı bir ülke bekliyordum. Müslüman bir ülkeye gelirken böyle bir yere geleceğim düşünmüyordum.<br />
<br />
Senin için şu anda Türkiye, İstanbul demek. İstanbul&#8217;da bir günün nasıl geçiyor, neler yapıyorsun?<br />
Genelde günlerimiz antrenman ve maç trafiği içinde geçiyor. Haliyle boş günlerimiz çok az. Boş günlerde de kulübe gidiyor ve antrenman yapıyorum. Söyleşinin başında söyledim, ben buraya oynamak için geldim. Sinemaya gitmeyi ve okumayı seviyorum. Kendimi geliştirme amaçlı yazılmış kitapları seviyorum. Daha iyi nasıl yapılır. İnsanı motive eden kitaplar, yararını gördüğümü söylemeliyim. Türkiye&#8217;de futbol çok popüler. Futbolu seviyorum, izlemeyi de seviyorum. Ama hiç gitmedim. Televizyondan izliyorum.<br />
<br />
Yemeklerle aran nasıl?<br />
Kendime bir aşçı tuttum. Sporcu olarak beslenmem çok önemli. Haftanın iki günü yemek yapıyor bana. Ben de Türkçe olarak yemek isimlerini öğrenmeye başladım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Yükseklerde Bir Yerde<br />
<br />
1930&#8217;lara damgasını vuran efsanevi atlet Jesse Owens&#8217;ın öz yeğeni, Chris Owens. Büyük amcasının mirası ile gurur duyuyor ama kendi servetini tek başına oluşturmak istiyor. Ve şimdi Avrupa&#8217;daki beşinci durağı, Galatasaray Cafe Crown&#8217;da yeni hedeflere yelken açıyor.<br />
<br />
Herkes ondan iyi bir atlet olmasını bekledi. O annesini dinleyip basketbolcu oldu. Gittiği her yerde büyük amcası olan olimpiyat şampiyonu Jesse Owens&#8217;ın mirası ona göz kırptı. O amcası ile gurur duyduğunu söylerken, kendi ismi ile var olmak istediğini söyledi. Christopher Owens&#8217;ın hikayesi bu kadar kısa değil elbette. 11 yaşında annesinin ısrarları sonucu, amcasının değil de, babasının yaptığı spor olan basketbola başlamış. Gerçi herkes onun iyi bir atlet olacağı görüşünde birleşmiş&#8230; Basketbolcu olmasının doğru bir karar olduğuna inandığımız Chris&#8217;le bir antrenman öncesinde buluştuk ve neden yükseklere zıplamayı, hızlı koşmaya tercih ettiğini sorduk&#8230;<br />
<br />
Basketbol senin için ne ifade ediyor?<br />
Aslında başta şunu söylemem gerekir. Bu tip şeyleri çok düşünmüyorum. Şu anda basketbol oynuyorum, çünkü bunu yapmalıyım. Sürekli elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Sürekli çok çalışıp, hazır halde kalmak benim için çok önemli. Amacım daha iyi oynayıp takıma faydalı olmak. Basketbol benim işim ve bunu en iyi şekilde yapmalıyım.<br />
<br />
Basketbola nasıl başladın?<br />
Basketbol 11 yaşında annemin teşvikleri sayesinde başladım. Herkes benden atlet olmamı bekliyordu. Atletizm için teşvik edenler de çok oldu ama boyumun uzun olması ve annemin ısrarı nedeniyle basketbola yöneldim. Bizimki küçük bir kasabaydı. Basketbol tabii ki benim için bir şans. Tabii çok çalıştım. Baskete başladığım zaman atmosfer farklıydı. Beraber başladığım arkadaşlarımdan bazılarının yolu çok farklı çizildi. İyi yerlere gelen de oldu. Bu açıdan basketbolun çok faydasını gördüğümü söylemeliyim. Beni kötülüklerden uzak tuttu.<br />
<br />
Peki gerçekten ben bu işi profesyonelce yapacağım dediğin zaman&#8230;<br />
Küçükken Michael Jordan&#8217;a hayranlığım vardı. Michael Jordan&#8217;ı izlerken basketbolcu olmaya karar verdim. Doğru kararı vermişim.<br />
<br />
Ailede başka basketbolcu var mı?<br />
Babam basketbolcuydu. Kolejde basketbol oynadı. İyi bir basketbolcuydu.<br />
<br />
Amcan Jessie Owens da bir olimpiyat şampiyonuydu, dünyaca ünlü bir atletti&#8230;<br />
Normal bir insandı benim için. Bu konuda bana çok soru sorulur. Soyadım dolayısıyla bu bağ anlaşılıyor. Tabii ki çok gurur verici bir şey. İnsanlar başarılar elde edebilir. Ama bizim ailemiz için kişilerin karakteri çok önemli. Ben kendisini hiç görmedim. Başarıları tabii ki çok güzel, büyük başarılar. Ama ailemizde bu başarılardan çok, karakterli bir insan oluşu konuşulurdu. Yaptığı hareket ikon oldu. Aslında onun ne kadar karakterli bir insan olduğunu da gösteriyor.<br />
<br />
Geçtiğimiz sezon Alba Berlin&#8217;de oynadın, ilginç bir tesadüf, Berlin Olimpiyat Stadı&#8217;nı ziyaret ettin mi?<br />
Stadyumu ziyaret ettim. Gurur duydum. Rekoru kırdığı yerde bulunmak benim için çok güzeldi.<br />
<br />
<br />
<br />
Sahada çok soğukkanlı gözüküyorsun ama smaç pozisyonlarında en çok seni yakalıyoruz&#8230;<br />
Oyunda ne yapmam gerektiğini düşündüğüm için oyuna konsantreyim. Soğukkanlı olsam da bir kaybetme korkusu var. Bu da kaybetme korkusu da rakibi düşman olarak görmeyi doğuruyor. Smaç pozisyonları bir patlama. Sonucu bu şekilde ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Kendi gelecek planların neler, sence kariyerin nasıl gelişecek?<br />
Şu an iyi oynamaya çalışıyorum. Kendimi geliştirmeyi seviyorum. Ama şunu da yapayım demiyorum. İçinde bulunduğum zaman önemli benim için. Şu an yapmak istediğim şeyi yapıyorum. Dediğim gibi daha çok çalışmalıyım, işimi daha iyi yapmalıyım.<br />
<br />
<br />
<br />
Milwaukee Bucks draftından sonra Memphis&#8217;e takas edildin. Orada bir maç oynadın, sonra Avrupa&#8217;yı tercih ettin, bu seçiminden dolayı pişmanlık duyuyor musun?<br />
Pişmanlığım yok. Burada olduğum için mutluyum. Enerjim iyi. Oyunumu oynuyorum. Gerisini düşünmüyorum. Olaylar bu şekilde gelişti. Ben her zaman yapmam gerekeni yapıyorum.<br />
<br />
Türk basketbolunu nasıl değerlendiriyorsun?<br />
Türkiye&#8217;de kaliteli bir lig oynanıyor. Almanya&#8217;dan çok daha rekabetçi. Almanya&#8217;da iki üç takım vardı. Diğer takımların rekabetçi bir özelliği yoktu.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sence bu sezon Galatasaray Cafe Crown neyi hedeflemeli, neler yapabiliriz?<br />
Avrupa&#8217;da ve Türkiye&#8217;de daha iyi olmalıyız. Çok daha iyi oynayabiliriz, benim düşüncem bu. Takımda bu potansiyel var. Çok iyi oyunculardan kurulu bir takım. Benim düşünceme göre nasıl şampiyon olacağım diye düşünmemeliyiz. Daha sert, daha rekabetçi nasıl olabiliriz diye düşünmeliyiz. Başarının yolu bu. Ne kadar sert olursak, rakiplerimiz üzerinde de maça çıkmadan önce bir baskı yaratabiliriz. Bu bize büyük avantaj sağlar.<br />
<br />
Takım arkadaşlarını değerlendirmeni istesek, en iyi kiminle anlaşıyorsun takımda?<br />
Takım arkadaşlarım çok iyi oyuncular. Zaten burada olmalarının nedeni de o. Hepsi ile iyi anlaşıyorum. Ama bir isim isterseniz benden&#8230; Altay&#8217;ın benimle diyalog kurmayı çalışması çok hoşuma gidiyor. Herkesle aynı mesafedeyim ama Altay&#8217;ın iletişim için kendini zorlaması çok güzel. Biz Türkçe bilmiyoruz yabancı oyuncular olarak. Altay&#8217;ın kendini zorlaması, benimle diyaloğa girmesi bir fedakarlık. Bu çok güzel bir şey.<br />
<br />
Türkiye&#8217;yi nasıl buldun, kafanda nasıl bir Türkiye vardı, gelince neler gördün?<br />
Türkiye güzel ve yaşanabilecek bir yer. Gelmeden önce araştırdım tabii. Çok fazla şaşırmadım. Ama bir de şu nokta vardı. Müslüman bir ülkeye geliyordum. Açıkça söylemek gerekirse bundan daha katı bir ülke bekliyordum. Müslüman bir ülkeye gelirken böyle bir yere geleceğim düşünmüyordum.<br />
<br />
Senin için şu anda Türkiye, İstanbul demek. İstanbul&#8217;da bir günün nasıl geçiyor, neler yapıyorsun?<br />
Genelde günlerimiz antrenman ve maç trafiği içinde geçiyor. Haliyle boş günlerimiz çok az. Boş günlerde de kulübe gidiyor ve antrenman yapıyorum. Söyleşinin başında söyledim, ben buraya oynamak için geldim. Sinemaya gitmeyi ve okumayı seviyorum. Kendimi geliştirme amaçlı yazılmış kitapları seviyorum. Daha iyi nasıl yapılır. İnsanı motive eden kitaplar, yararını gördüğümü söylemeliyim. Türkiye&#8217;de futbol çok popüler. Futbolu seviyorum, izlemeyi de seviyorum. Ama hiç gitmedim. Televizyondan izliyorum.<br />
<br />
Yemeklerle aran nasıl?<br />
Kendime bir aşçı tuttum. Sporcu olarak beslenmem çok önemli. Haftanın iki günü yemek yapıyor bana. Ben de Türkçe olarak yemek isimlerini öğrenmeye başladım.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Röportaj | Cenk AKYOL]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=251</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 11:09:38 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=251</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Cenk Akyol&#8217;un Yolu&#8230;<br />
<br />
Voleybolcu ailenin basketbolcu tek çocuğu. Önce ismini öğrendik, sonra yüzünü gördük. Türkiye&#8217;de NBA kapısını çalan 6 isimden biri. &#8220;Oraya gitmek de oynamak da benim elimde&#8221; diyor. Cenk Akyol, sekiz yaşından beri yolunu kendi çiziyor&#8230;<br />
<br />
Sporcu bir aileden geliyorsun. Basketbolcu olman biraz kaçınılmazdı galiba&#8230;<br />
Evet, sporcu bir aileden geliyorum. Annem ve babam milli sporculardı. Salonlarda büyüdüm diyebilirim. Annem Galatasaray, babam Fenerbahçe&#8217;de voleybol oynadı. İkisi de Altınyurt altyapısında oynarken tanışmışlar. Sonra yolları sporda ayrılsa da, hayatları beraber devam etmiş. Evlilikleri sırasında ikisi de Altınyurt&#8217;ta oynuyormuş. Ben Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinde dünyaya gelmişim :) Şunu da belirmeliyim; ikisi de takım taraftarlığı ile ilgilenmiyor.<br />
<br />
Voleybolcu ailenin çocuğu basketbola nasıl başladı?<br />
Ben spora da voleybolla başladım. Ama sıkıldım. Çok keyfi vermedi bana. Metin Arbaşoğlu vardı. Efes Pilsen&#8217;in eski antrenörlerinden. O dedi bana &#8216;seni gel götürelim&#8217; diye. Aslında babam Fenerbahçe&#8217;de oynarken orada da idmana çıkmıştım. Sonra dediğim gibi, Metin Arbaşoğlu ile Merter&#8217;e gittik. Ardından da devamı geldi.<br />
<br />
Basketbolda ilk yıllar nasıldı? Okulla beraber sürdürmek zor olmalı&#8230;<br />
Başladığımda sekiz yaşındaydım. İkamet Kadıköy&#8217;deydi. Merter &#8211; Kadıköy gidip geliyordum. Hafta içi okuldaydım. Bahçeşehir&#8217;de Selim Pers Koleji&#8217;nde okuyordum. O zaman Merter&#8217;e yakın olduğu için okul sonrası idman şeklinde devam ettim. Hafta sonları deniz otobüsleri ile gidip geliyordum. Bir yere kadar okulla basketbol gidiyor. Çünkü insan küçük yaşlarda öğrenir ve bu nedenle de adı üstünde öğrencidir. Belki 15 yaşından sonra bir yere ağırlık vermek gerekiyor. Okulda çok iyiyseniz okula, sporda çok iyiyseniz spora ağırlık verirsiniz. Ama ikisini de idare edeyim derseniz, arada kalma durumu doğuyor ki ileride ne olacağınız belli olmuyor. Sporcu olacağım demek de bir risk ayrıca. Allah korsun sakatlığı var. Her şey başınıza gelebilir. Okulu kenara bırakıp, bu yola girmek bir seçim ve bir risk. Ailemin sporcu olması büyük avantaj. Neyi, ne zaman, ne şekilde söyleyeceğim konusunda destek oldular her zaman.<br />
<br />
Herkes Cenk Akyol&#8217;un önce ismini duydu. Ardından yüzünü gördü. Altyapıdan çıkarken senin için böyle bir beklenti oluştu&#8230;<br />
Biraz öyle oldu. 14-16 yaş yıldızlar Avrupa Şampiyonası&#8217;nı oynadıktan sonra. Benimle beraber Ersan İlyasova, Semih Erden, Oğuz Savaş ve Hakan Demirel&#8217;in adı duyulmaya başladı. Bunlar geliyor dediler.<br />
<br />
Ersan İlyasova ve senden beklentiler biraz daha fazlaydı. Katılır mısın?<br />
Ersan&#8217;la birlikte biraz daha göze battık. Ama o jenerasyon gerçekten iyi bir takımdı ve Ersan&#8217;la benim dışımda çok oyuncu vardı. Hep gümüş madalya aldık. Dört sene üst üste final oynayıp kaybettik. Sonuncusunu İzmir&#8217;de Sırbistan&#8217;a kaybettik. Üç Sırbistan, bir de İspanya&#8217;ya karşı final maçı kaybettik. Beklenti vardı tabii ki&#8230; İnsanlar 18 sayı ortalama ile oynayan bir oyuncunun her zaman iyi oynamasını bekliyor. İşler göründüğü kadar kolay değil. Bazı şeyler, belki de bizim için biraz erken oldu. Ersan, Semih, Oğuz, Ömer, Hakan&#8230; Bu hepimiz için geçerli. 18 yaşında iyi bir başlangıç yapıp, bugüne kadar oynamış oyuncu yoktu. Ama biz hepimiz Eurolig seviyesinde çok iyi maçlar oynadık. Hepimize de süre verildi. Ama bu yaştaki oyuncuların mutlak inişleri, çıkışları olacaktır. Benim de oldu geçen sene. Ben geçen sene çok iyi günler geçirmedim, bu inişlerden birini yaşadım.<br />
<br />
2004-2005 sezonunda Eurolig&#8217;de Armani&#8217;ye karşı oynadığın bir maçı hatırlıyorum, belki de çıkış maçındı&#8230;<br />
Armani karşılaşması benim için iyi bir maçtı. O sene onun gibi iyi maçlar oynadım. İkinci senemdi A takımdaki ama ilk senem gibiydi. Süre alabildiğim ilk seneydi. Mutlaka hatalar yaptım ama başkalarının da hataları oldu.<br />
<br />
Genç takımlar seviyesinde yakalanan başarılar, A Takım seviyesinde gelmiyor. Örneğin Yugoslavya ekolünün olduğu ülkelerde genç takımlarda karşılaştığınız oyuncular, A takımlarda oynamaya devam ederken, siz bir ya da iki seneyi kenarda geçiriyorsunuz&#8230;<br />
Yugoslavya&#8217;da yabancı oyuncu tercihi daha az. Mesela Partizan&#8217;ın sadece bir Amerikalısı var. Ve Top 8&#8217;e kaldılar. Baktığınız zaman bütün oyuncular, 86-87 jenerasyonunun oyuncuları. Biz onlarla milli takımlar seviyesinde defalarca karşılaştık. Ama onlar belli bir yaştan sonra A takımlarda ilk beş oyuncusu oluyorlar. Biz ise daha az süreler alıyoruz. Bizim ligde üst sıralara oynayan takımlarda en az beş yabancı var. Bu beş yabancının arasından kesik kesik dakikalar almakla sürekli sahada kalıp daha uzun süreler almak arasında fark var. Hem basketbol olarak, hem de özgüven açısından bizim karşımıza A takımlar seviyesinde avantajlı çıkıyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
Genç takımda skorer oynayan bir oyuncu, A takıma çıktında bu kimliğinden uzaklaşıyor. Sen böyle bir şey yaşadın mı?<br />
Var olmak için savunma yapan oyuncu konumuna düşüyoruz. Ben kendimden örnek vereyim. Ben skorer oyuncuyum. Sayı atma yeteneğimle buraya geldiğimi düşünüyorum. Efes Pilsen ile A takıma çıktığımda sahada kalmam için tamamen farklı şeyler yapmam gerekiyordu. Ribaunt almak, top çalmak gibi istatistiklere imza atmam gerekiyordu. Bu şekilde sahada kalabileceğinizin farkına varınca oraya yöneliyorsunuz doğal olarak. A takıma çıktığımız ilk yıllarda skorer Amerikalılar'ın yanında sorumluluk almak da zorlaşıyor. Olaylar çoğunlukla bu şekilde gelişiyor. Bazen sahada sadece beş dakika kalıyoruz. Bu beş dakika içinde ne yapmamız bekleniyor bizden, gerçekten çok zor. Her oyuncunun egosu var. Egosu yüksek olmayan iyi basketbolcu azdır. Benim de egolarım yüksek. Ben sahada rakibin en skorer oyuncusunu tutacağım diye çıkmıyorum. Çünkü ben neler yapabileceğimin farkındayım. Ben hücum yeteneğimle ön plana çıktım. Takıma tabii ki bu yönümle daha çok katkı sağlamak istiyorum. Benim yapabileceğim, bundan sonra daha çok çalışmak.<br />
<br />
Ersan İlyasova ile aynı jenerasyonun oyuncususunuz. Fakat ikiniz de tercihlerinizi farklı şekilde yaptınız. Sence hanginizin yaptığı doğruydu?<br />
2005 yılı NBA draftından sonra İstanbul'a döndüm. Burada kalınca işlerin daha iyi olacağını düşünmüştüm. Daha fazla süre ve sorumluluk alabileceğimi düşünmüştüm. Ersan ise gitti ve orada kaldı, sonra Avrupa'ya döndü. Keşke Amerika&#8217;da kalsaydı, çok iyi bir oyuncu kendisi. Ama kendisi daha doğrusunu biliyordur. Bugüne kadar hep beraber oynadığımız için ve en azından bir şeyler yapabildiğimizi bildiğim için bunları söylüyorum. Japonya&#8217;da oynadığımız Dünya Şampiyonası&#8217;nda Hakan, Ben, Semih, Ersan aynı anda sahadaydık. Bu küçümsenecek bir şey değil. Bunlar işlerin iyi gittiği günler... Ama sonra Türkiye Ligi'ne gelip uzun süre kenarda oturmaya anlam veremiyorsunuz. Hepimizde mi hata var!<br />
<br />
Peki sen hala kendini genç oyuncu olarak görüyor musun?<br />
Yugoslavya&#8217;da 21 yaş basketbol için genç bir yaş değil. Ama burada hala genç oyuncu gözü ile bakılıyor. Bana hala genç oyuncu diyorlar. Türkiye'de 24-25 yaşındaki oyuncular için de genç oyuncu deniliyor. Ben daha 21 yaşındayım. Yugoslavya&#8217;da takımlar bir yabancı 11 Sırp ile oynuyor. Ve herkes o 11 oyuncuya inanıyor. Belki de taraftarın da ilgisi bu yüzden fazla oluyor.<br />
<br />
Efes Pilsen&#8217;in çok şey beklediği bir oyuncuydun, fakat şu anda orada değilsin. Sence olaylar neden bu şekilde gelişti?<br />
Ben sahada kaldığım süre içerisinde kötü oynadığımı düşünmüyorum. Efes Pilsen&#8217;de 30 dakika sahada kalıp kötü maç çıkardığımı hatırlamıyorum. Dinamo Moskova maçıydı; Rusya&#8217;da oynadık. Maçı kaybettik. Ben sahada 30 dakika kaldım. Sayı atmadım ama 10 ribaunt almıştım. İnsanlar hemen skora bakıyor. Cenk sayı atmamış, kötü oynadı diyorlar. Türkiye'de basketbola bu şekilde bakılıyor. Sonuçta gazeteler oyuncunun ismini yazdıktan sonra karşısına kaç sayı attığını yazıyor. Neden orada olmadığıma gelince ben sezon başında David Blatt&#8217;la konuştum. Oynamayacaksam gitmek istiyorum dedim. Çünkü geçen sezonun sonu benim için çok kötü geçti. Ben sadece basketbol oynayıp, başka bir şey yapmak istemiyordum. Coach, çalışırsam oynayabileceğimi söyledi. Ben sezon başında Efes Pilsen&#8217;de çalıştığım gibi geçtiğimiz sezon çalışsaydım her yerde oynardım. Bu üç aydaki çalışmamı hiçbir zaman yapmadım. Ama olmadı. Yönetimle konuştuk ayrılmam yönünde bir karar verdik.<br />
<br />
<br />
<br />
Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transferin nasıl gerçekleşti?<br />
Murat (Özyer) Abi aradı. Takımda görmek istediğini söyledi. Ben yurt dışına gitmek istediğimi söyledim kendisine. Yunanistan&#8217;dan PAOK&#8217;la anlaşmıştım. Ama onların antrenörü istifa edince, kulüpte bir karışıklık oldu. Ardından Yunanistan'da başka bir takımdan teklif geldi. Orasıyla tam anlaşıyorduk, Efes Pilsen'den sorun çıktı. En sonunda da Efes Pilsen'le Galatasaray anlaşınca ben de Galatasaray'a imza attım. Ben istemesem tabii ki burada olmazdım. Bunu da ayrıca belirtmeliyim.<br />
<br />
Şampiyonluğa oynayan çok sayıda takım var. Ligi nasıl değerlendiriyorsun?<br />
Lig çok kaliteli. Yabancı sayısı fazla diyoruz bir yandan ama gelenler de çok kaliteli. Bu gerçeği de kabul etmeliyiz. Ve bu iyi bir lig olmasını sağlıyor. Ülkeye gelen yabancı kalitesi mutlaka lige sınıf atlatıyor.<br />
<br />
Buradaki günlerin için neler söylersin?<br />
Ben buraya geldikten sonra iyi bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Ama geniş bir kadro var burada. Aldığım süreler maç maç değişebiliyor. Oradaki Asvel maçınca 35 dakika sahada kaldım, döndüğümüz ilk lig maçında ilk beş başladım fakat sadece üç dakika sahada kaldım. Ben Galatasaray'a geldiğim günden sonra oynadığım süre içinde kötü oynadığımı düşünmüyorum. Ne zaman 20 dakika ya da üzerinde süre aldım, mutlaka iyi oynadım. Ama şunu da belirtmeliyim, burada olduğum için mutluyum.<br />
<br />
Galatasaray Cafe Crown olarak ligde ve Avrupa&#8217;daki hedeflere ulaşabilecek miyiz?<br />
İlk yarı çok iyiydik. Ama ikinci yarı istediğimiz oyunu oynayamıyoruz. Asvel serisini iyi oynadık. Ardından Beşiktaş&#8217;a kaybettik. Daha sonra İstanbul&#8217;da Canaria&#8217;ya 25 sayı fark attık. Oradan gelip lig sonuncusu Darüşşafaka'ya yenildik. İstikrarı yakalayamadık yani. Takımda benden başka 11 tane daha oyuncu var. Murat Abi&#8217;nin de işi çok zor. Ayrıca bizim pozisyonumuzda biraz daha fazla yığılma var. Sonuçta herkes oynamak istiyor. Herkesi mutlu etmek de zor.<br />
<br />
Galatasaray Cafe Crown&#8217;da kiralıksın. Basketbolda geleceğini nasıl planlıyorsun?<br />
Haklarım hala Atlanta Hawks&#8217;da. Keşke daha fazla süre alsam. Dışarıdan bakınca artık benden beklentiler çok yüksek. O yüzden benim NBA&#8217;e gitmem için daha çok sayı atan oyuncu olmam lazım. Herkes benden 20 sayı atmamı istiyor. Ama aldığım sürelerdeki istikrarsızlıklar oyunumuza da yansıyor. İnsanlar şunu diyebilir. Cenk ne yaptı ki oraya (NBA) gidip oynasın? Ama ben inanıyorum. Gidip oynayabilirim. Ben zamana bıraktım açıkçası. Ama şunu da biliyorum, ipler benim elimde. Oraya gidecek de, oynayacak da olan da benim. Kısa vadede ise burada kiralığım. Ne olacak, ne bitecek bilmiyorum. Benim Efes Pilsen ile bir senelik daha sözleşme var. Galatasaray beni takımda görmek istiyorsa oturulur konuşulur.<br />
<br />
Herkesin beklediği bir maç var. Torino&#8217;daki Beşiktaş Cola Turka maçı&#8230;<br />
Torino&#8217;daki maç çok farklı. Ne Akatlar&#8217;daki, ne de Ayhan Şahenk&#8217;teki maça benzeyecek. Türk basketbolu için çok güzel bir durum. Ama bir o kadar da şanssızlık. İki takım için de çok zor olacak. Umarım tur atlayan biz oluruz.<br />
<br />
<br />
<br />
Efes Pilsen&#8217;de taraftar desteğini fazla yaşayamıyordun, fakat burada ciddi bir taraftar desteği var. Taraftar oyuncunun saha içindeki performansını etkiliyor mu?<br />
Efes Pilsen farklı bir kulüp. Ciddi ve değişik bir organizasyon. Orada tribünlerde kaç kişinin olduğu önemli değil. Çıkıp oynuyorsunuz. Efes Pilsen ligde boş tribünlere oynar. Ligde bazen boş tribünlere oynanan maçta ayakkabının gıcırtısı bile insanı rahatsız edebiliyor. Ben Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transfer olduktan sonra Ali Sami Yen&#8217;deki Fenerbahçe maçına gittim. Stada girmeden, herkes bana çok güzel ilgi gösterdi. Kimse bana, burada ne işin var demedi. Bu güzel bir şey. Onlar maçlarımıza geldi mi, bir başka oynuyoruz.. Ben taraftar varken, daha iyi oynuyorum. Ben üçlük atınca adam arkamda bağırıyor. Bu bir motivasyon. Ben de daha iyisini yapmak istiyorum. İnsan sakatken bile taraftarı görünce oynamak istiyor.<br />
<br />
Bir günün nasıl geçer. Dışarıda rahat dolaşabiliyor musun?<br />
Beykoz&#8217;da oturuyorum. Günler idmanla geçiyor. Hakikaten başka bir şeye vakit bulamıyorum. Vakit olunca kız arkadaşımla yemeğe ya da sinemaya gideriz. Dışarıdaki ilgi beni rahatsız etmez. Hoşuma gider.<br />
<br />
Futbolla aran nasıl, hangi takımı tutarsın?<br />
Bugüne kadar futbol maçına gitmezdim. Televizyonda görünce değiştirirdim. Dediğim gibi, Fenerbahçe ile oynanan kupa maçını tribünden takip ettim. Bağırdım bol bol&#8230; Çok güzel bir maçtı. Tabii ki Galatasaraylı'yım. Annemden aldım Galatasaraylılığımı.<br />
<br />
KOBE+4<br />
Cenk Akyol&#8217;un hobilerinden başta geleni Playstation. Eller Playstation&#8217;a gidince yönettiği takım da Barcelona oluyor. Cenk, seçici olmadığını özellikle vurguluyor. &#8220;Ne bulursa yiyen, ne bulursa dinleyen ya da izleyen biriyim&#8221; cümlesi her şeyi özetliyor zaten. Ama Efes Pilsen&#8217;den takım arkadaşı Alper Yılmaz&#8217;ın eşi Nilüfer Yılmaz&#8217;ın bezelyesinin ayrı bir yeri var Cenk&#8217;te. NBA&#8217;den bir Dream Team yapmasını istedik; Cenk Akyol&#8217;un cevabı ise kısa ve net oldu: &#8220;Kafamda bir &#8216;Dream Team&#8217; yok. Kobe&#8217;yi koyarım yanına da dört adam koyarım&#8221;.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Cenk Akyol&#8217;un Yolu&#8230;<br />
<br />
Voleybolcu ailenin basketbolcu tek çocuğu. Önce ismini öğrendik, sonra yüzünü gördük. Türkiye&#8217;de NBA kapısını çalan 6 isimden biri. &#8220;Oraya gitmek de oynamak da benim elimde&#8221; diyor. Cenk Akyol, sekiz yaşından beri yolunu kendi çiziyor&#8230;<br />
<br />
Sporcu bir aileden geliyorsun. Basketbolcu olman biraz kaçınılmazdı galiba&#8230;<br />
Evet, sporcu bir aileden geliyorum. Annem ve babam milli sporculardı. Salonlarda büyüdüm diyebilirim. Annem Galatasaray, babam Fenerbahçe&#8217;de voleybol oynadı. İkisi de Altınyurt altyapısında oynarken tanışmışlar. Sonra yolları sporda ayrılsa da, hayatları beraber devam etmiş. Evlilikleri sırasında ikisi de Altınyurt&#8217;ta oynuyormuş. Ben Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinde dünyaya gelmişim :) Şunu da belirmeliyim; ikisi de takım taraftarlığı ile ilgilenmiyor.<br />
<br />
Voleybolcu ailenin çocuğu basketbola nasıl başladı?<br />
Ben spora da voleybolla başladım. Ama sıkıldım. Çok keyfi vermedi bana. Metin Arbaşoğlu vardı. Efes Pilsen&#8217;in eski antrenörlerinden. O dedi bana &#8216;seni gel götürelim&#8217; diye. Aslında babam Fenerbahçe&#8217;de oynarken orada da idmana çıkmıştım. Sonra dediğim gibi, Metin Arbaşoğlu ile Merter&#8217;e gittik. Ardından da devamı geldi.<br />
<br />
Basketbolda ilk yıllar nasıldı? Okulla beraber sürdürmek zor olmalı&#8230;<br />
Başladığımda sekiz yaşındaydım. İkamet Kadıköy&#8217;deydi. Merter &#8211; Kadıköy gidip geliyordum. Hafta içi okuldaydım. Bahçeşehir&#8217;de Selim Pers Koleji&#8217;nde okuyordum. O zaman Merter&#8217;e yakın olduğu için okul sonrası idman şeklinde devam ettim. Hafta sonları deniz otobüsleri ile gidip geliyordum. Bir yere kadar okulla basketbol gidiyor. Çünkü insan küçük yaşlarda öğrenir ve bu nedenle de adı üstünde öğrencidir. Belki 15 yaşından sonra bir yere ağırlık vermek gerekiyor. Okulda çok iyiyseniz okula, sporda çok iyiyseniz spora ağırlık verirsiniz. Ama ikisini de idare edeyim derseniz, arada kalma durumu doğuyor ki ileride ne olacağınız belli olmuyor. Sporcu olacağım demek de bir risk ayrıca. Allah korsun sakatlığı var. Her şey başınıza gelebilir. Okulu kenara bırakıp, bu yola girmek bir seçim ve bir risk. Ailemin sporcu olması büyük avantaj. Neyi, ne zaman, ne şekilde söyleyeceğim konusunda destek oldular her zaman.<br />
<br />
Herkes Cenk Akyol&#8217;un önce ismini duydu. Ardından yüzünü gördü. Altyapıdan çıkarken senin için böyle bir beklenti oluştu&#8230;<br />
Biraz öyle oldu. 14-16 yaş yıldızlar Avrupa Şampiyonası&#8217;nı oynadıktan sonra. Benimle beraber Ersan İlyasova, Semih Erden, Oğuz Savaş ve Hakan Demirel&#8217;in adı duyulmaya başladı. Bunlar geliyor dediler.<br />
<br />
Ersan İlyasova ve senden beklentiler biraz daha fazlaydı. Katılır mısın?<br />
Ersan&#8217;la birlikte biraz daha göze battık. Ama o jenerasyon gerçekten iyi bir takımdı ve Ersan&#8217;la benim dışımda çok oyuncu vardı. Hep gümüş madalya aldık. Dört sene üst üste final oynayıp kaybettik. Sonuncusunu İzmir&#8217;de Sırbistan&#8217;a kaybettik. Üç Sırbistan, bir de İspanya&#8217;ya karşı final maçı kaybettik. Beklenti vardı tabii ki&#8230; İnsanlar 18 sayı ortalama ile oynayan bir oyuncunun her zaman iyi oynamasını bekliyor. İşler göründüğü kadar kolay değil. Bazı şeyler, belki de bizim için biraz erken oldu. Ersan, Semih, Oğuz, Ömer, Hakan&#8230; Bu hepimiz için geçerli. 18 yaşında iyi bir başlangıç yapıp, bugüne kadar oynamış oyuncu yoktu. Ama biz hepimiz Eurolig seviyesinde çok iyi maçlar oynadık. Hepimize de süre verildi. Ama bu yaştaki oyuncuların mutlak inişleri, çıkışları olacaktır. Benim de oldu geçen sene. Ben geçen sene çok iyi günler geçirmedim, bu inişlerden birini yaşadım.<br />
<br />
2004-2005 sezonunda Eurolig&#8217;de Armani&#8217;ye karşı oynadığın bir maçı hatırlıyorum, belki de çıkış maçındı&#8230;<br />
Armani karşılaşması benim için iyi bir maçtı. O sene onun gibi iyi maçlar oynadım. İkinci senemdi A takımdaki ama ilk senem gibiydi. Süre alabildiğim ilk seneydi. Mutlaka hatalar yaptım ama başkalarının da hataları oldu.<br />
<br />
Genç takımlar seviyesinde yakalanan başarılar, A Takım seviyesinde gelmiyor. Örneğin Yugoslavya ekolünün olduğu ülkelerde genç takımlarda karşılaştığınız oyuncular, A takımlarda oynamaya devam ederken, siz bir ya da iki seneyi kenarda geçiriyorsunuz&#8230;<br />
Yugoslavya&#8217;da yabancı oyuncu tercihi daha az. Mesela Partizan&#8217;ın sadece bir Amerikalısı var. Ve Top 8&#8217;e kaldılar. Baktığınız zaman bütün oyuncular, 86-87 jenerasyonunun oyuncuları. Biz onlarla milli takımlar seviyesinde defalarca karşılaştık. Ama onlar belli bir yaştan sonra A takımlarda ilk beş oyuncusu oluyorlar. Biz ise daha az süreler alıyoruz. Bizim ligde üst sıralara oynayan takımlarda en az beş yabancı var. Bu beş yabancının arasından kesik kesik dakikalar almakla sürekli sahada kalıp daha uzun süreler almak arasında fark var. Hem basketbol olarak, hem de özgüven açısından bizim karşımıza A takımlar seviyesinde avantajlı çıkıyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
Genç takımda skorer oynayan bir oyuncu, A takıma çıktında bu kimliğinden uzaklaşıyor. Sen böyle bir şey yaşadın mı?<br />
Var olmak için savunma yapan oyuncu konumuna düşüyoruz. Ben kendimden örnek vereyim. Ben skorer oyuncuyum. Sayı atma yeteneğimle buraya geldiğimi düşünüyorum. Efes Pilsen ile A takıma çıktığımda sahada kalmam için tamamen farklı şeyler yapmam gerekiyordu. Ribaunt almak, top çalmak gibi istatistiklere imza atmam gerekiyordu. Bu şekilde sahada kalabileceğinizin farkına varınca oraya yöneliyorsunuz doğal olarak. A takıma çıktığımız ilk yıllarda skorer Amerikalılar'ın yanında sorumluluk almak da zorlaşıyor. Olaylar çoğunlukla bu şekilde gelişiyor. Bazen sahada sadece beş dakika kalıyoruz. Bu beş dakika içinde ne yapmamız bekleniyor bizden, gerçekten çok zor. Her oyuncunun egosu var. Egosu yüksek olmayan iyi basketbolcu azdır. Benim de egolarım yüksek. Ben sahada rakibin en skorer oyuncusunu tutacağım diye çıkmıyorum. Çünkü ben neler yapabileceğimin farkındayım. Ben hücum yeteneğimle ön plana çıktım. Takıma tabii ki bu yönümle daha çok katkı sağlamak istiyorum. Benim yapabileceğim, bundan sonra daha çok çalışmak.<br />
<br />
Ersan İlyasova ile aynı jenerasyonun oyuncususunuz. Fakat ikiniz de tercihlerinizi farklı şekilde yaptınız. Sence hanginizin yaptığı doğruydu?<br />
2005 yılı NBA draftından sonra İstanbul'a döndüm. Burada kalınca işlerin daha iyi olacağını düşünmüştüm. Daha fazla süre ve sorumluluk alabileceğimi düşünmüştüm. Ersan ise gitti ve orada kaldı, sonra Avrupa'ya döndü. Keşke Amerika&#8217;da kalsaydı, çok iyi bir oyuncu kendisi. Ama kendisi daha doğrusunu biliyordur. Bugüne kadar hep beraber oynadığımız için ve en azından bir şeyler yapabildiğimizi bildiğim için bunları söylüyorum. Japonya&#8217;da oynadığımız Dünya Şampiyonası&#8217;nda Hakan, Ben, Semih, Ersan aynı anda sahadaydık. Bu küçümsenecek bir şey değil. Bunlar işlerin iyi gittiği günler... Ama sonra Türkiye Ligi'ne gelip uzun süre kenarda oturmaya anlam veremiyorsunuz. Hepimizde mi hata var!<br />
<br />
Peki sen hala kendini genç oyuncu olarak görüyor musun?<br />
Yugoslavya&#8217;da 21 yaş basketbol için genç bir yaş değil. Ama burada hala genç oyuncu gözü ile bakılıyor. Bana hala genç oyuncu diyorlar. Türkiye'de 24-25 yaşındaki oyuncular için de genç oyuncu deniliyor. Ben daha 21 yaşındayım. Yugoslavya&#8217;da takımlar bir yabancı 11 Sırp ile oynuyor. Ve herkes o 11 oyuncuya inanıyor. Belki de taraftarın da ilgisi bu yüzden fazla oluyor.<br />
<br />
Efes Pilsen&#8217;in çok şey beklediği bir oyuncuydun, fakat şu anda orada değilsin. Sence olaylar neden bu şekilde gelişti?<br />
Ben sahada kaldığım süre içerisinde kötü oynadığımı düşünmüyorum. Efes Pilsen&#8217;de 30 dakika sahada kalıp kötü maç çıkardığımı hatırlamıyorum. Dinamo Moskova maçıydı; Rusya&#8217;da oynadık. Maçı kaybettik. Ben sahada 30 dakika kaldım. Sayı atmadım ama 10 ribaunt almıştım. İnsanlar hemen skora bakıyor. Cenk sayı atmamış, kötü oynadı diyorlar. Türkiye'de basketbola bu şekilde bakılıyor. Sonuçta gazeteler oyuncunun ismini yazdıktan sonra karşısına kaç sayı attığını yazıyor. Neden orada olmadığıma gelince ben sezon başında David Blatt&#8217;la konuştum. Oynamayacaksam gitmek istiyorum dedim. Çünkü geçen sezonun sonu benim için çok kötü geçti. Ben sadece basketbol oynayıp, başka bir şey yapmak istemiyordum. Coach, çalışırsam oynayabileceğimi söyledi. Ben sezon başında Efes Pilsen&#8217;de çalıştığım gibi geçtiğimiz sezon çalışsaydım her yerde oynardım. Bu üç aydaki çalışmamı hiçbir zaman yapmadım. Ama olmadı. Yönetimle konuştuk ayrılmam yönünde bir karar verdik.<br />
<br />
<br />
<br />
Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transferin nasıl gerçekleşti?<br />
Murat (Özyer) Abi aradı. Takımda görmek istediğini söyledi. Ben yurt dışına gitmek istediğimi söyledim kendisine. Yunanistan&#8217;dan PAOK&#8217;la anlaşmıştım. Ama onların antrenörü istifa edince, kulüpte bir karışıklık oldu. Ardından Yunanistan'da başka bir takımdan teklif geldi. Orasıyla tam anlaşıyorduk, Efes Pilsen'den sorun çıktı. En sonunda da Efes Pilsen'le Galatasaray anlaşınca ben de Galatasaray'a imza attım. Ben istemesem tabii ki burada olmazdım. Bunu da ayrıca belirtmeliyim.<br />
<br />
Şampiyonluğa oynayan çok sayıda takım var. Ligi nasıl değerlendiriyorsun?<br />
Lig çok kaliteli. Yabancı sayısı fazla diyoruz bir yandan ama gelenler de çok kaliteli. Bu gerçeği de kabul etmeliyiz. Ve bu iyi bir lig olmasını sağlıyor. Ülkeye gelen yabancı kalitesi mutlaka lige sınıf atlatıyor.<br />
<br />
Buradaki günlerin için neler söylersin?<br />
Ben buraya geldikten sonra iyi bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Ama geniş bir kadro var burada. Aldığım süreler maç maç değişebiliyor. Oradaki Asvel maçınca 35 dakika sahada kaldım, döndüğümüz ilk lig maçında ilk beş başladım fakat sadece üç dakika sahada kaldım. Ben Galatasaray'a geldiğim günden sonra oynadığım süre içinde kötü oynadığımı düşünmüyorum. Ne zaman 20 dakika ya da üzerinde süre aldım, mutlaka iyi oynadım. Ama şunu da belirtmeliyim, burada olduğum için mutluyum.<br />
<br />
Galatasaray Cafe Crown olarak ligde ve Avrupa&#8217;daki hedeflere ulaşabilecek miyiz?<br />
İlk yarı çok iyiydik. Ama ikinci yarı istediğimiz oyunu oynayamıyoruz. Asvel serisini iyi oynadık. Ardından Beşiktaş&#8217;a kaybettik. Daha sonra İstanbul&#8217;da Canaria&#8217;ya 25 sayı fark attık. Oradan gelip lig sonuncusu Darüşşafaka'ya yenildik. İstikrarı yakalayamadık yani. Takımda benden başka 11 tane daha oyuncu var. Murat Abi&#8217;nin de işi çok zor. Ayrıca bizim pozisyonumuzda biraz daha fazla yığılma var. Sonuçta herkes oynamak istiyor. Herkesi mutlu etmek de zor.<br />
<br />
Galatasaray Cafe Crown&#8217;da kiralıksın. Basketbolda geleceğini nasıl planlıyorsun?<br />
Haklarım hala Atlanta Hawks&#8217;da. Keşke daha fazla süre alsam. Dışarıdan bakınca artık benden beklentiler çok yüksek. O yüzden benim NBA&#8217;e gitmem için daha çok sayı atan oyuncu olmam lazım. Herkes benden 20 sayı atmamı istiyor. Ama aldığım sürelerdeki istikrarsızlıklar oyunumuza da yansıyor. İnsanlar şunu diyebilir. Cenk ne yaptı ki oraya (NBA) gidip oynasın? Ama ben inanıyorum. Gidip oynayabilirim. Ben zamana bıraktım açıkçası. Ama şunu da biliyorum, ipler benim elimde. Oraya gidecek de, oynayacak da olan da benim. Kısa vadede ise burada kiralığım. Ne olacak, ne bitecek bilmiyorum. Benim Efes Pilsen ile bir senelik daha sözleşme var. Galatasaray beni takımda görmek istiyorsa oturulur konuşulur.<br />
<br />
Herkesin beklediği bir maç var. Torino&#8217;daki Beşiktaş Cola Turka maçı&#8230;<br />
Torino&#8217;daki maç çok farklı. Ne Akatlar&#8217;daki, ne de Ayhan Şahenk&#8217;teki maça benzeyecek. Türk basketbolu için çok güzel bir durum. Ama bir o kadar da şanssızlık. İki takım için de çok zor olacak. Umarım tur atlayan biz oluruz.<br />
<br />
<br />
<br />
Efes Pilsen&#8217;de taraftar desteğini fazla yaşayamıyordun, fakat burada ciddi bir taraftar desteği var. Taraftar oyuncunun saha içindeki performansını etkiliyor mu?<br />
Efes Pilsen farklı bir kulüp. Ciddi ve değişik bir organizasyon. Orada tribünlerde kaç kişinin olduğu önemli değil. Çıkıp oynuyorsunuz. Efes Pilsen ligde boş tribünlere oynar. Ligde bazen boş tribünlere oynanan maçta ayakkabının gıcırtısı bile insanı rahatsız edebiliyor. Ben Galatasaray Cafe Crown&#8217;a transfer olduktan sonra Ali Sami Yen&#8217;deki Fenerbahçe maçına gittim. Stada girmeden, herkes bana çok güzel ilgi gösterdi. Kimse bana, burada ne işin var demedi. Bu güzel bir şey. Onlar maçlarımıza geldi mi, bir başka oynuyoruz.. Ben taraftar varken, daha iyi oynuyorum. Ben üçlük atınca adam arkamda bağırıyor. Bu bir motivasyon. Ben de daha iyisini yapmak istiyorum. İnsan sakatken bile taraftarı görünce oynamak istiyor.<br />
<br />
Bir günün nasıl geçer. Dışarıda rahat dolaşabiliyor musun?<br />
Beykoz&#8217;da oturuyorum. Günler idmanla geçiyor. Hakikaten başka bir şeye vakit bulamıyorum. Vakit olunca kız arkadaşımla yemeğe ya da sinemaya gideriz. Dışarıdaki ilgi beni rahatsız etmez. Hoşuma gider.<br />
<br />
Futbolla aran nasıl, hangi takımı tutarsın?<br />
Bugüne kadar futbol maçına gitmezdim. Televizyonda görünce değiştirirdim. Dediğim gibi, Fenerbahçe ile oynanan kupa maçını tribünden takip ettim. Bağırdım bol bol&#8230; Çok güzel bir maçtı. Tabii ki Galatasaraylı'yım. Annemden aldım Galatasaraylılığımı.<br />
<br />
KOBE+4<br />
Cenk Akyol&#8217;un hobilerinden başta geleni Playstation. Eller Playstation&#8217;a gidince yönettiği takım da Barcelona oluyor. Cenk, seçici olmadığını özellikle vurguluyor. &#8220;Ne bulursa yiyen, ne bulursa dinleyen ya da izleyen biriyim&#8221; cümlesi her şeyi özetliyor zaten. Ama Efes Pilsen&#8217;den takım arkadaşı Alper Yılmaz&#8217;ın eşi Nilüfer Yılmaz&#8217;ın bezelyesinin ayrı bir yeri var Cenk&#8217;te. NBA&#8217;den bir Dream Team yapmasını istedik; Cenk Akyol&#8217;un cevabı ise kısa ve net oldu: &#8220;Kafamda bir &#8216;Dream Team&#8217; yok. Kobe&#8217;yi koyarım yanına da dört adam koyarım&#8221;.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Röportaj | Charles GAINES]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=250</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 10:59:58 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=250</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
&#8220;Kavga ederken gülümseyemezsiniz&#8221;... Aslında bu cümle onun özeti. &#8220;Basketbolcu olmasam berber olurdum&#8221; diyor. İşini belki de en çok yeni yerleri görme sansı verdiği için seviyor. Kocaman adam, bir de büyük bir kalp taşıyor. Biraz daha basketbol, biraz savaş&#8230;<br />
<br />
Öncelikle basketbolcu olmasaydın ne iş yapardın?<br />
<br />
Basketbolcu olmasaydım, iyi para kazanamayacağım, iyi bir işte olmayacağımı biliyordum. Berber olabilirdim herhalde, o konuda yetenekliydim. Kendi saçlarımı da kendim yapıyorum. İyi ki basketbolcu olmuşum. Bu verdiğim en doğru karar. <br />
<br />
Basketbola nasıl başladın?<br />
<br />
11 yaşındaydım basketbol başladığımda. Annem beni beladan uzak tutmak için gönderdi basketbola. Amerikan futbolu da oynadım. Korner back olarak oynadım. Onda da çok başarısız değildim. Daha sonra basketbolda devam ettim. <br />
<br />
Amerika&#8217;da yaşadığın ortamdan bahseder misin?<br />
<br />
Annemle babam, beladan uzak durmam konusunda benimle çok uğraştı. Kiliseye çok giderdim. Babam pederdi. Yazın evime döndüğümde yine kiliseye gidiyorum. Artık gidemiyorum. Ama İncil her zaman okurum. Kötü şeylerin peşinden giderek şeytana uymak istemiyorum açıkçası. Basketbol oynayan ağabeyim var. İkimiz de beladan uzak durduk, basketbolcu olarak. <br />
<br />
Sahada çok saldırgan gözüküyorsun, yaşadığın ortamın getirisi mi?<br />
<br />
Saha içinde öyle olmak zorundayım. Çünkü ben kazancımı bu şekilde sağlıyorum. Saha içinde benden iyi bir insan olmam beklenemez. Çünkü başarılı olma şansım olmaz. Ben ancak bu şekilde oynayarak başarılı olabilirim. Aslında saha içindeki mücadeleyi iyi görmek lazım. Benim basketbola bakışım bu şekilde. İşimi ciddi alırım ve bu yüzden her zaman güçlü olmak zorundayım. <br />
<br />
NCAA&#8217;deki sezonlarında çok iyi ortalamaların var. Ama NBA şansın olmamış, bunu neye bağlıyorsun?<br />
<br />
Okuduğum okul, yani kolejdeki takımım çok iyi değildi. Takım olarak çok iyi ortalamamız yoktu. Mesela Dee Brown&#8217;un takımı çok iyiydi. Onların takım olarak da çok iyi bir ortalaması vardı. Benim belki de kişisel olarak çok daha iyi istatistiklerim olsa da, kaybeden bir takımdaysanız kişisel averajlarınızın pek bir önemi olmuyor. Dee bana göre çok daha şanslıydı. Ben bu açıdan şanssızdım. İyi ortalamalar yakalamama rağmen kimsenin dikkatini çekemedim. <br />
<br />
<br />
<br />
Avrupa'da ilk olarak İtalya&#8217;da oynadın, daha sonra Fransa ve İspanya, şimdi de Türkiye&#8217;desin. Eski kıtaya gelme kararını sorguladığın olur mu?<br />
<br />
Avrupa kesinlikle çok farklı. Avrupa&#8217;daki ilk tecrübem çok kötüydü. İlk olarak İtalya&#8217;da oynadım. Ve iki ay kaldım. Kötü bir tecrübe oldu benim için. Geri dönmek istedim, başaramadığımı düşündüm. Sonraki sene Fransa&#8217;ya transfer oldum. Asvel&#8217;de iyi bir sezon geçirdim. Asvel&#8217;de beni tutmak için ellerinden geleni yaptılar. Orada güzel günler geçirdim. Ardından önce İspanya, sonra da Türkiye. <br />
<br />
Türkiye ligi, şu günlerde İspanya ligi ile kıyaslanıyor. Sen geçtiğimiz sezon oradaydın. Senin karşılaştırman nasıl olur bu iki lig için?<br />
<br />
Kabul etmek gerekir, İspanya bence Avrupa&#8217;nın en iyi ligi. Türkiye ligi ise Fransa liginden daha iyi bir lig. İspanya&#8217;da, diğer Avrupa ülkelerine göre çok daha iyi bir organizasyon var. <br />
<br />
Galatasaray&#8217;ı, yani Türkiye&#8217;yi tercih etme nedenin neydi? <br />
<br />
Ben bu sezona da İspanya&#8217;da devam edebilirdim. Ama daha fazla para istedim. Onlar ücreti daha uygun olan bir oyuncu ile anlaştılar benim pozisyonum için. Antrenörümüz Murat Özyer, bana Galatasaray&#8217;da oynamam için teklif yaptı. Yaz başıydı ve menajerim ile görüştü. Sonrasında kendi takımımda sorunlar yaşadım ve Galatasaray&#8217;ın teklifini değerlendirdim. Joventut&#8217;tan bana sonra yine teklif geldi, beni takımda tutmak istediler. Ama ben Galatasaray&#8217;a gitmek istedim. Benim yerime zaten oyuncu almışlardı ve ben geri dönmek istemedim. Elimdeki alternatifler arasında da en iyi teklif Galatasaray&#8217;ınkiydi. Ve ben de şu anda Galatasaray&#8217;dayım. <br />
<br />
<br />
<br />
Türkiye&#8217;yi nasıl buldun, bir günün nasıl geçiyor?<br />
<br />
Çok fazla bir şey yapmıyorum. İstanbul&#8217;da inanılmaz bir trafik var. Bir yere gitme şansım olmuyor. Zaten çok da yoğunuz. Dinlenmeye de çok ihtiyacım var. O yüzden antrenman varsa Florya&#8217;da ya da Ayhan Şahenk&#8217;te antrenmandayız. Haftada iki maç yapıyoruz sezon başından beri. Deplasman kampları oluyor. Çok fazla boş günümüz olmuyor. Boş günlerde de evde uyuyorum. O yüzden günlerim için çok fazla bir şey söyleyemem. <br />
<br />
Avrupa ile Amerika&#8217;yı karşılaştırdığında seni neler şaşırttı?<br />
<br />
Avrupa ile Amerika çok farklı. Bizim kültürümüzde, tarihi bir geçmişimiz yok ama sizin tarihi bir geçmişiniz var. Yaşayış tarzımız farklı. Sabah uyanıyoruz, sonra kalkıp işimize gidiyoruz, belki günün devamında aynı şeyi yapıyoruz ama hayata farklı bakıyoruz. Dünyada birçok kültür var, her kültür hayata farklı şekilde bakıyor. Değişik yerleri dolaşmak, farklı kültürleri görmek güzel. İşimin böyle güzel bir yönü var. <br />
<br />
Gelmeden önce böyle bir şehir bekliyor muydun?<br />
<br />
İstanbul şehir olarak çok güzel bir yer. Orta Asya ile Avrupa&#8217;nın arasında çok güzel bir yer Türkiye. Hatta ben gelmeden Orta Asya&#8217;da olduğunu düşünüyordum. Biraz da korkum vardı, Türkiye&#8217;nin Irak&#8217;a komşu olması ile ilgili olarak. Ama buraya gelince öyle bir korkunun yersiz olduğunu gördüm ve şimdi çok rahatım.<br />
<br />
<br />
<br />
Karşıyaka maçı ile ilgili olarak neler söylersin. Başrolde sen vardın. O gün neler oldu orada?<br />
<br />
Ben yaptığım davranıştan ötürü özür diledim ve yine diliyorum. Ama şu var. Ben seyirciye fırlattığım maddeleri evden getirmedim. Ben bana gelen son maddeyi seyirciye fırlattım. Altını çiziyorum son maddeyi. Maç içerisinde hem takım arkadaşlarıma, hem de bana iki üç kez yabancı madde geldi. Bunlar bize isabet edenlerdi. Bir de isabet etmeyenler var ki, zaten herkes gördü. Sonrasında bir smaç kaçırdım ve ondan sonra rakip taraftarların saldırısı rahatsız edici boyuta ulaştı. Ben de, o sinirle bu hareketi yaptım. Ama güvenliğin ve sorumluların insanları önlemesi lazım. Sonuçta bunu yapan insanlara bu şans verilmemeli. Biz orada, o gün sadece basketbol oynuyorduk. Taraftarların bize bu şekilde saldırmasının hiçbir anlamı yok. <br />
<br />
Takım ilk yarıyı lider bitirdi fakat ikinci yarı üst üste iki mağlubiyet geldi. ULEB Kupası ve ligde şansımızı nasıl görüyorsun? <br />
<br />
ULEB Kupası için, iyi bir kura çektik. Biz bu iki takımı da eleyebiliriz. İlk sekize de kaldıktan sonra ne olacağı hiç belli olmaz. Şampiyon da olabiliriz o noktadan sonra. Türkiye liginin iyi takımlarında bir tanesiyiz. Hatta ilk üç takımdan bir tanesiyiz. Şampiyonluk şansımız tabii ki var. Büyük maçları kazandık. Sakatlık sorunları yaşadık daha sonra. Bizi etkiledi bu durum. Görüldüğü üzere tempomuzu devam ettirirsek şampiyonluk için ümitli olabiliriz. Küçük maçlardaki rahatlığın takımımız üzerinde olumsuz etkisi oluyor. Şampiyonluk için daha fazla odaklanmalıyız.<br />
<br />
Salondaki atmosfer nasıl, Galatasaray seyircisi için ne düşünüyorsun?<br />
<br />
Güzel bir taraftarımız var. Her yerde destek görüyoruz. Galatasaray taraftarının tüm ülkeye yayıldığını görebiliyorum. Ama içeride oynadığımız bazı maçlarda 100-200 taraftar geliyor. Seyirci önemli bir etken. Maçı çevirebilecek güce sahipler. Bize verdikleri destek çok önemli. Büyük maçlarda destek görüyoruz. Fakat küçük maçları onlarda bazen bizim gibi önemsemiyorlar.Bize her maçta destek vermeliler. Her zaman salonu doldurmalılar. <br />
<br />
Gelecek-Hobiler-Fobiler<br />
<br />
Charles&#8217;a gelecekteki hedeflerini sorduğumuzda, Napolyon tarzındaki cevabını alıyoruz. Sahada sonuna kadar savaşan oyuncumuz, bu işi neden bu kadar ciddiye aldığını hatırlatıyor bize ve &#8220;Hedefim her sene daha fazla para kazanmak&#8221; diyor. Charles, çok da fazla olmayan boş vakitlerinde uyumuyorsa bowling ya da bilardo oynuyor. Bu kadar kocaman adamı korkutan şey ise yılan.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
&#8220;Kavga ederken gülümseyemezsiniz&#8221;... Aslında bu cümle onun özeti. &#8220;Basketbolcu olmasam berber olurdum&#8221; diyor. İşini belki de en çok yeni yerleri görme sansı verdiği için seviyor. Kocaman adam, bir de büyük bir kalp taşıyor. Biraz daha basketbol, biraz savaş&#8230;<br />
<br />
Öncelikle basketbolcu olmasaydın ne iş yapardın?<br />
<br />
Basketbolcu olmasaydım, iyi para kazanamayacağım, iyi bir işte olmayacağımı biliyordum. Berber olabilirdim herhalde, o konuda yetenekliydim. Kendi saçlarımı da kendim yapıyorum. İyi ki basketbolcu olmuşum. Bu verdiğim en doğru karar. <br />
<br />
Basketbola nasıl başladın?<br />
<br />
11 yaşındaydım basketbol başladığımda. Annem beni beladan uzak tutmak için gönderdi basketbola. Amerikan futbolu da oynadım. Korner back olarak oynadım. Onda da çok başarısız değildim. Daha sonra basketbolda devam ettim. <br />
<br />
Amerika&#8217;da yaşadığın ortamdan bahseder misin?<br />
<br />
Annemle babam, beladan uzak durmam konusunda benimle çok uğraştı. Kiliseye çok giderdim. Babam pederdi. Yazın evime döndüğümde yine kiliseye gidiyorum. Artık gidemiyorum. Ama İncil her zaman okurum. Kötü şeylerin peşinden giderek şeytana uymak istemiyorum açıkçası. Basketbol oynayan ağabeyim var. İkimiz de beladan uzak durduk, basketbolcu olarak. <br />
<br />
Sahada çok saldırgan gözüküyorsun, yaşadığın ortamın getirisi mi?<br />
<br />
Saha içinde öyle olmak zorundayım. Çünkü ben kazancımı bu şekilde sağlıyorum. Saha içinde benden iyi bir insan olmam beklenemez. Çünkü başarılı olma şansım olmaz. Ben ancak bu şekilde oynayarak başarılı olabilirim. Aslında saha içindeki mücadeleyi iyi görmek lazım. Benim basketbola bakışım bu şekilde. İşimi ciddi alırım ve bu yüzden her zaman güçlü olmak zorundayım. <br />
<br />
NCAA&#8217;deki sezonlarında çok iyi ortalamaların var. Ama NBA şansın olmamış, bunu neye bağlıyorsun?<br />
<br />
Okuduğum okul, yani kolejdeki takımım çok iyi değildi. Takım olarak çok iyi ortalamamız yoktu. Mesela Dee Brown&#8217;un takımı çok iyiydi. Onların takım olarak da çok iyi bir ortalaması vardı. Benim belki de kişisel olarak çok daha iyi istatistiklerim olsa da, kaybeden bir takımdaysanız kişisel averajlarınızın pek bir önemi olmuyor. Dee bana göre çok daha şanslıydı. Ben bu açıdan şanssızdım. İyi ortalamalar yakalamama rağmen kimsenin dikkatini çekemedim. <br />
<br />
<br />
<br />
Avrupa'da ilk olarak İtalya&#8217;da oynadın, daha sonra Fransa ve İspanya, şimdi de Türkiye&#8217;desin. Eski kıtaya gelme kararını sorguladığın olur mu?<br />
<br />
Avrupa kesinlikle çok farklı. Avrupa&#8217;daki ilk tecrübem çok kötüydü. İlk olarak İtalya&#8217;da oynadım. Ve iki ay kaldım. Kötü bir tecrübe oldu benim için. Geri dönmek istedim, başaramadığımı düşündüm. Sonraki sene Fransa&#8217;ya transfer oldum. Asvel&#8217;de iyi bir sezon geçirdim. Asvel&#8217;de beni tutmak için ellerinden geleni yaptılar. Orada güzel günler geçirdim. Ardından önce İspanya, sonra da Türkiye. <br />
<br />
Türkiye ligi, şu günlerde İspanya ligi ile kıyaslanıyor. Sen geçtiğimiz sezon oradaydın. Senin karşılaştırman nasıl olur bu iki lig için?<br />
<br />
Kabul etmek gerekir, İspanya bence Avrupa&#8217;nın en iyi ligi. Türkiye ligi ise Fransa liginden daha iyi bir lig. İspanya&#8217;da, diğer Avrupa ülkelerine göre çok daha iyi bir organizasyon var. <br />
<br />
Galatasaray&#8217;ı, yani Türkiye&#8217;yi tercih etme nedenin neydi? <br />
<br />
Ben bu sezona da İspanya&#8217;da devam edebilirdim. Ama daha fazla para istedim. Onlar ücreti daha uygun olan bir oyuncu ile anlaştılar benim pozisyonum için. Antrenörümüz Murat Özyer, bana Galatasaray&#8217;da oynamam için teklif yaptı. Yaz başıydı ve menajerim ile görüştü. Sonrasında kendi takımımda sorunlar yaşadım ve Galatasaray&#8217;ın teklifini değerlendirdim. Joventut&#8217;tan bana sonra yine teklif geldi, beni takımda tutmak istediler. Ama ben Galatasaray&#8217;a gitmek istedim. Benim yerime zaten oyuncu almışlardı ve ben geri dönmek istemedim. Elimdeki alternatifler arasında da en iyi teklif Galatasaray&#8217;ınkiydi. Ve ben de şu anda Galatasaray&#8217;dayım. <br />
<br />
<br />
<br />
Türkiye&#8217;yi nasıl buldun, bir günün nasıl geçiyor?<br />
<br />
Çok fazla bir şey yapmıyorum. İstanbul&#8217;da inanılmaz bir trafik var. Bir yere gitme şansım olmuyor. Zaten çok da yoğunuz. Dinlenmeye de çok ihtiyacım var. O yüzden antrenman varsa Florya&#8217;da ya da Ayhan Şahenk&#8217;te antrenmandayız. Haftada iki maç yapıyoruz sezon başından beri. Deplasman kampları oluyor. Çok fazla boş günümüz olmuyor. Boş günlerde de evde uyuyorum. O yüzden günlerim için çok fazla bir şey söyleyemem. <br />
<br />
Avrupa ile Amerika&#8217;yı karşılaştırdığında seni neler şaşırttı?<br />
<br />
Avrupa ile Amerika çok farklı. Bizim kültürümüzde, tarihi bir geçmişimiz yok ama sizin tarihi bir geçmişiniz var. Yaşayış tarzımız farklı. Sabah uyanıyoruz, sonra kalkıp işimize gidiyoruz, belki günün devamında aynı şeyi yapıyoruz ama hayata farklı bakıyoruz. Dünyada birçok kültür var, her kültür hayata farklı şekilde bakıyor. Değişik yerleri dolaşmak, farklı kültürleri görmek güzel. İşimin böyle güzel bir yönü var. <br />
<br />
Gelmeden önce böyle bir şehir bekliyor muydun?<br />
<br />
İstanbul şehir olarak çok güzel bir yer. Orta Asya ile Avrupa&#8217;nın arasında çok güzel bir yer Türkiye. Hatta ben gelmeden Orta Asya&#8217;da olduğunu düşünüyordum. Biraz da korkum vardı, Türkiye&#8217;nin Irak&#8217;a komşu olması ile ilgili olarak. Ama buraya gelince öyle bir korkunun yersiz olduğunu gördüm ve şimdi çok rahatım.<br />
<br />
<br />
<br />
Karşıyaka maçı ile ilgili olarak neler söylersin. Başrolde sen vardın. O gün neler oldu orada?<br />
<br />
Ben yaptığım davranıştan ötürü özür diledim ve yine diliyorum. Ama şu var. Ben seyirciye fırlattığım maddeleri evden getirmedim. Ben bana gelen son maddeyi seyirciye fırlattım. Altını çiziyorum son maddeyi. Maç içerisinde hem takım arkadaşlarıma, hem de bana iki üç kez yabancı madde geldi. Bunlar bize isabet edenlerdi. Bir de isabet etmeyenler var ki, zaten herkes gördü. Sonrasında bir smaç kaçırdım ve ondan sonra rakip taraftarların saldırısı rahatsız edici boyuta ulaştı. Ben de, o sinirle bu hareketi yaptım. Ama güvenliğin ve sorumluların insanları önlemesi lazım. Sonuçta bunu yapan insanlara bu şans verilmemeli. Biz orada, o gün sadece basketbol oynuyorduk. Taraftarların bize bu şekilde saldırmasının hiçbir anlamı yok. <br />
<br />
Takım ilk yarıyı lider bitirdi fakat ikinci yarı üst üste iki mağlubiyet geldi. ULEB Kupası ve ligde şansımızı nasıl görüyorsun? <br />
<br />
ULEB Kupası için, iyi bir kura çektik. Biz bu iki takımı da eleyebiliriz. İlk sekize de kaldıktan sonra ne olacağı hiç belli olmaz. Şampiyon da olabiliriz o noktadan sonra. Türkiye liginin iyi takımlarında bir tanesiyiz. Hatta ilk üç takımdan bir tanesiyiz. Şampiyonluk şansımız tabii ki var. Büyük maçları kazandık. Sakatlık sorunları yaşadık daha sonra. Bizi etkiledi bu durum. Görüldüğü üzere tempomuzu devam ettirirsek şampiyonluk için ümitli olabiliriz. Küçük maçlardaki rahatlığın takımımız üzerinde olumsuz etkisi oluyor. Şampiyonluk için daha fazla odaklanmalıyız.<br />
<br />
Salondaki atmosfer nasıl, Galatasaray seyircisi için ne düşünüyorsun?<br />
<br />
Güzel bir taraftarımız var. Her yerde destek görüyoruz. Galatasaray taraftarının tüm ülkeye yayıldığını görebiliyorum. Ama içeride oynadığımız bazı maçlarda 100-200 taraftar geliyor. Seyirci önemli bir etken. Maçı çevirebilecek güce sahipler. Bize verdikleri destek çok önemli. Büyük maçlarda destek görüyoruz. Fakat küçük maçları onlarda bazen bizim gibi önemsemiyorlar.Bize her maçta destek vermeliler. Her zaman salonu doldurmalılar. <br />
<br />
Gelecek-Hobiler-Fobiler<br />
<br />
Charles&#8217;a gelecekteki hedeflerini sorduğumuzda, Napolyon tarzındaki cevabını alıyoruz. Sahada sonuna kadar savaşan oyuncumuz, bu işi neden bu kadar ciddiye aldığını hatırlatıyor bize ve &#8220;Hedefim her sene daha fazla para kazanmak&#8221; diyor. Charles, çok da fazla olmayan boş vakitlerinde uyumuyorsa bowling ya da bilardo oynuyor. Bu kadar kocaman adamı korkutan şey ise yılan.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İsviçre Maçı.. [TSİ 21.45]]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=249</link>
			<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 18:53:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=249</guid>
			<description><![CDATA[Adam akilli bildikleri Futbolu oynasinlar,<br />
Hakemlerle ikili polemige girmesinler,<br />
70 Milyonu Temsil ettiklerini unutmasinlar!<br />
Gerisi alavere dalavere...<br />
<br />
Allah yardimcimiz olsun.<br />
<br />
<br />
Not: Milli Takimimizin Maclarini Atv ve Lig Tv yayinliyacaktir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Adam akilli bildikleri Futbolu oynasinlar,<br />
Hakemlerle ikili polemige girmesinler,<br />
70 Milyonu Temsil ettiklerini unutmasinlar!<br />
Gerisi alavere dalavere...<br />
<br />
Allah yardimcimiz olsun.<br />
<br />
<br />
Not: Milli Takimimizin Maclarini Atv ve Lig Tv yayinliyacaktir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Metin Oktay]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=247</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 00:03:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=247</guid>
			<description><![CDATA[Tacsiz Kral Metin Oktaya dair her türlü Resimleri bu Baslik altinda yayimliyabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tacsiz Kral Metin Oktaya dair her türlü Resimleri bu Baslik altinda yayimliyabilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Euro2008 D grubu]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=246</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:37:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=246</guid>
			<description><![CDATA[D Grubu<br />
Yunanistan<br />
Rusya<br />
İspanya<br />
İsveç<br />
<br />
10.06.2008 İspanya - Rusya<br />
10.06.2008 Yunanistan - İsveç<br />
14.06.2008 İsveç - İspanya<br />
14.06.2008 Yunanistan - Rusya<br />
18.06.2008 Yunanistan - İspanya<br />
18.06.2008 Rusya - İsveç<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[D Grubu<br />
Yunanistan<br />
Rusya<br />
İspanya<br />
İsveç<br />
<br />
10.06.2008 İspanya - Rusya<br />
10.06.2008 Yunanistan - İsveç<br />
14.06.2008 İsveç - İspanya<br />
14.06.2008 Yunanistan - Rusya<br />
18.06.2008 Yunanistan - İspanya<br />
18.06.2008 Rusya - İsveç<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Euro2008 C grubu]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=245</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:36:26 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=245</guid>
			<description><![CDATA[C Grubu<br />
Hollanda<br />
Fransa<br />
Romanya<br />
İtalya<br />
<br />
09.06.2008 Romanya - Fransa<br />
09.06.2008 Hollanda - İtalya<br />
13.06.2008 İtalya - Romanya<br />
13.06.2008 Hollanda - Fransa<br />
17.06.2008 Fransa - İtalya<br />
17.06.2008 Hollanda - Romanya]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[C Grubu<br />
Hollanda<br />
Fransa<br />
Romanya<br />
İtalya<br />
<br />
09.06.2008 Romanya - Fransa<br />
09.06.2008 Hollanda - İtalya<br />
13.06.2008 İtalya - Romanya<br />
13.06.2008 Hollanda - Fransa<br />
17.06.2008 Fransa - İtalya<br />
17.06.2008 Hollanda - Romanya]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Euro2008 B grubu]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=243</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:34:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=243</guid>
			<description><![CDATA[B Grubu<br />
Avusturya<br />
Polonya<br />
Almanya<br />
Hırvatistan<br />
<br />
08.06.2008 Avusturya - Hırvatistan<br />
08.06.2008 Almanya - Polonya<br />
12.06.2008 Hırvatistan - Almanya<br />
12.06.2008 Avusturya - Polonya<br />
16.06.2008 Avusturya - Almanya<br />
16.06.2008 Polonya - Hırvatistan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[B Grubu<br />
Avusturya<br />
Polonya<br />
Almanya<br />
Hırvatistan<br />
<br />
08.06.2008 Avusturya - Hırvatistan<br />
08.06.2008 Almanya - Polonya<br />
12.06.2008 Hırvatistan - Almanya<br />
12.06.2008 Avusturya - Polonya<br />
16.06.2008 Avusturya - Almanya<br />
16.06.2008 Polonya - Hırvatistan]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Euro2008 A grubu]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=242</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:33:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=242</guid>
			<description><![CDATA[A Grubu<br />
TÜRKİYE<br />
İsviçre<br />
Portekiz<br />
Çek Cumhuriyeti<br />
<br />
<br />
07.06.2008 İsviçre - Çek Cumhuriyeti<br />
07.06.2008 Portekiz - TÜRKİYE<br />
11.06.2008 İsviçre - TÜRKİYE<br />
11.06.2008 Çek Cumhuriyeti - Portekiz<br />
15.06.2008 TÜRKİYE - Çek Cumhuriyeti<br />
15.06.2008 İsviçre - Portekiz<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[A Grubu<br />
TÜRKİYE<br />
İsviçre<br />
Portekiz<br />
Çek Cumhuriyeti<br />
<br />
<br />
07.06.2008 İsviçre - Çek Cumhuriyeti<br />
07.06.2008 Portekiz - TÜRKİYE<br />
11.06.2008 İsviçre - TÜRKİYE<br />
11.06.2008 Çek Cumhuriyeti - Portekiz<br />
15.06.2008 TÜRKİYE - Çek Cumhuriyeti<br />
15.06.2008 İsviçre - Portekiz<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İşte rakiplerimizin kadroları!]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=241</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:32:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=241</guid>
			<description><![CDATA[EURO 2008'de A Grubu'nda İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Portekiz ile mücadele edecek Milli Takımımız'da rakiplerimizin kadrosu belirlendi. Sırasıyla Portekiz, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti çalıştırıcıları turnuvada mücadele edecekleri kadroları açıkladılar. İşte rakiplerimiz ve kadroları;<br />
<br />
ÇEK CUMHURİYETİ<br />
<br />
Kaleciler: Petr Cech (Chelsea/ING), Jaromir Blazek (Nuremberg/ALM), Daniel Zitka (Anderlecht/BEL)<br />
<br />
Savunma oyuncuları: Zdenek Grygera (Juventus/ITA), Marek Jankulovski (AC Milan/ITA), Michal Kadlec (Sparta Prague), Radoslav Kovac (Spartak Moscow/RUS), Zdenek Pospech (FC Copenhagen/DEN), David Rozehnal (Lazio Rome/ITA), Tomas Sivok (Sparta Prague/ÇEK), Tomas Ujfalusi (Fiorentina/ITA)<br />
<br />
Orta saha oyuncuları: Tomas Galasek (Nuremberg/ALM), David Jarolim (Hamburg/ALM), Marek Matejovsky (Reading/ING), Jaroslav Plasil (Osasuna/ISP), Jan Polak (Anderlecht/BEL), Daniel Pudil (Slavia Prague), Libor Sionko (FC Copenhagen/DEN), Stanislav Vlcek (Anderlecht/BEL)<br />
<br />
Forvet: Milan Baros (Portsmouth/ING), Jan Koller (Nuremberg/ALM), Martin Fenin (Frankfurt/ALM), Vaclav Sverkos (Banik Ostrava)<br />
<br />
PORTEKİZ<br />
<br />
Kaleciler: Ricardo (Real Betis), Quim (Benfica), Rui Patricio (Sporting Lizbon)<br />
<br />
Savunma oyuncuları: Bosinga (FC Porto), Paulo Ferreira (FC Chelsea), Miguel (Valencia), Ricardo Carvalho (FC Chelsea), Pepe (Real Madrid), Bruno Alves (FC Porto), Fernando Meira (VFB Stuttgart), Jorge Ribeiro (Boavista)<br />
<br />
Orta saha oyuncuları: Miguel Veloso (Sporting Lizbon), Petit (Benfica), Raul Meireles (FC Porto), Deco (FC Barcelona), Joao Moutinho (Sporting Lizbon), Cristiano Ronaldo (Manchester United), Nani (Manchester United), Cuaresma (FC Porto), Simao (Atletico Madrid)<br />
<br />
Forvet: Nuno Gomes (Benfica), Helder Postiga (Panathinaikos), Hugo Almeida (SV Werder Bremen).<br />
<br />
İSVİÇRE<br />
<br />
Kaleciler: Diego Benaglio (VfL Wolfsburg), Fabio Coltorti (Racing Santander), Pascal Zuberbuehler (Neuchatel Xamax)<br />
<br />
Savunma oyuncuları: Valon Behrami (SS Lazio), Philipp Degen (Borussia Dortmund), Johan Djourou (Arsenal), Mario Eggimann (Karlsruher SC) Stephane Grichting (AJ Auxerre), Stephan Lichtsteiner (Lille OSC), Ludovic Magnin (VfB Stuttgart), Patrick Mueller (Olympique Lyon), Philippe Senderos (Arsenal), Christoph Spycher (Eintracht Frankfurt), Steve von Bergen (Hertha Berlin)<br />
<br />
Orta saha oyuncuları: Tranquillo Barnetta (Bayer Leverkusen), Ricardo Cabanas (Grasshoppers), Gelson Fernandes (Manchester City), Daniel Gygax (FC Metz), Benjamin Huggel (FC Basel), Gokhan Inler (Udinese Calcio), Hakan Yakin (BSC Young Boys), Johan Vonlanthen (Red Bull Salzburg)<br />
<br />
Forvet: Eren Derdiyok (FC Basel), Alexander Frei (Borussia Dortmund), Blaise Nkufo (FC Twente), Marco Streller (Fc Basel)[/b]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[EURO 2008'de A Grubu'nda İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Portekiz ile mücadele edecek Milli Takımımız'da rakiplerimizin kadrosu belirlendi. Sırasıyla Portekiz, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti çalıştırıcıları turnuvada mücadele edecekleri kadroları açıkladılar. İşte rakiplerimiz ve kadroları;<br />
<br />
ÇEK CUMHURİYETİ<br />
<br />
Kaleciler: Petr Cech (Chelsea/ING), Jaromir Blazek (Nuremberg/ALM), Daniel Zitka (Anderlecht/BEL)<br />
<br />
Savunma oyuncuları: Zdenek Grygera (Juventus/ITA), Marek Jankulovski (AC Milan/ITA), Michal Kadlec (Sparta Prague), Radoslav Kovac (Spartak Moscow/RUS), Zdenek Pospech (FC Copenhagen/DEN), David Rozehnal (Lazio Rome/ITA), Tomas Sivok (Sparta Prague/ÇEK), Tomas Ujfalusi (Fiorentina/ITA)<br />
<br />
Orta saha oyuncuları: Tomas Galasek (Nuremberg/ALM), David Jarolim (Hamburg/ALM), Marek Matejovsky (Reading/ING), Jaroslav Plasil (Osasuna/ISP), Jan Polak (Anderlecht/BEL), Daniel Pudil (Slavia Prague), Libor Sionko (FC Copenhagen/DEN), Stanislav Vlcek (Anderlecht/BEL)<br />
<br />
Forvet: Milan Baros (Portsmouth/ING), Jan Koller (Nuremberg/ALM), Martin Fenin (Frankfurt/ALM), Vaclav Sverkos (Banik Ostrava)<br />
<br />
PORTEKİZ<br />
<br />
Kaleciler: Ricardo (Real Betis), Quim (Benfica), Rui Patricio (Sporting Lizbon)<br />
<br />
Savunma oyuncuları: Bosinga (FC Porto), Paulo Ferreira (FC Chelsea), Miguel (Valencia), Ricardo Carvalho (FC Chelsea), Pepe (Real Madrid), Bruno Alves (FC Porto), Fernando Meira (VFB Stuttgart), Jorge Ribeiro (Boavista)<br />
<br />
Orta saha oyuncuları: Miguel Veloso (Sporting Lizbon), Petit (Benfica), Raul Meireles (FC Porto), Deco (FC Barcelona), Joao Moutinho (Sporting Lizbon), Cristiano Ronaldo (Manchester United), Nani (Manchester United), Cuaresma (FC Porto), Simao (Atletico Madrid)<br />
<br />
Forvet: Nuno Gomes (Benfica), Helder Postiga (Panathinaikos), Hugo Almeida (SV Werder Bremen).<br />
<br />
İSVİÇRE<br />
<br />
Kaleciler: Diego Benaglio (VfL Wolfsburg), Fabio Coltorti (Racing Santander), Pascal Zuberbuehler (Neuchatel Xamax)<br />
<br />
Savunma oyuncuları: Valon Behrami (SS Lazio), Philipp Degen (Borussia Dortmund), Johan Djourou (Arsenal), Mario Eggimann (Karlsruher SC) Stephane Grichting (AJ Auxerre), Stephan Lichtsteiner (Lille OSC), Ludovic Magnin (VfB Stuttgart), Patrick Mueller (Olympique Lyon), Philippe Senderos (Arsenal), Christoph Spycher (Eintracht Frankfurt), Steve von Bergen (Hertha Berlin)<br />
<br />
Orta saha oyuncuları: Tranquillo Barnetta (Bayer Leverkusen), Ricardo Cabanas (Grasshoppers), Gelson Fernandes (Manchester City), Daniel Gygax (FC Metz), Benjamin Huggel (FC Basel), Gokhan Inler (Udinese Calcio), Hakan Yakin (BSC Young Boys), Johan Vonlanthen (Red Bull Salzburg)<br />
<br />
Forvet: Eren Derdiyok (FC Basel), Alexander Frei (Borussia Dortmund), Blaise Nkufo (FC Twente), Marco Streller (Fc Basel)[/b]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Milli Takım 11'i Nasıl Olmalı???]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=240</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:30:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=240</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar siz olsanız milli takımda nasıl bir taktik ve kadroyla sahaya çıkarsınız ? [/b]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar siz olsanız milli takımda nasıl bir taktik ve kadroyla sahaya çıkarsınız ? [/b]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Turnuvanın en az gol yiyen takımı..]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=239</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:29:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=239</guid>
			<description><![CDATA[Sizce en az hangi ülke gol yer ve neden ?<br />
<br />
Kalecisi yüzünden mi, defansı yüzünden mi ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sizce en az hangi ülke gol yer ve neden ?<br />
<br />
Kalecisi yüzünden mi, defansı yüzünden mi ?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Turnuvanın en çok gol atan takımı...]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=238</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 22:24:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=238</guid>
			<description><![CDATA[Sizce turnuvanın en çok gol atan takımı hangi ülke olur..?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sizce turnuvanın en çok gol atan takımı hangi ülke olur..?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kupa Kimin Olur?]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=237</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 21:52:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=237</guid>
			<description><![CDATA[Sorumuz açık ve net.. EURO 2008 turnuvasının galibi, şampiyonu kim olur?<br />
<br />
Hangi şıkkı işaretlediğinizi yazarsanız daha güzel olabilir. Ve en azından neden olduğunuda yazın..<br />
<br />
Tartışalım, bilgilerimizi paylaşalım.<br />
<br />
Diğer şıkkını işaretleyenlerde hangi takım olduğunu ve neden olduğunu yazsınlar..<br />
<br />
Haydi bakalım, oylama başlasın !!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sorumuz açık ve net.. EURO 2008 turnuvasının galibi, şampiyonu kim olur?<br />
<br />
Hangi şıkkı işaretlediğinizi yazarsanız daha güzel olabilir. Ve en azından neden olduğunuda yazın..<br />
<br />
Tartışalım, bilgilerimizi paylaşalım.<br />
<br />
Diğer şıkkını işaretleyenlerde hangi takım olduğunu ve neden olduğunu yazsınlar..<br />
<br />
Haydi bakalım, oylama başlasın !!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EURO 2008 Özel | Hazırlık Maçları..]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=236</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 20:50:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=236</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
EURO 2008'in favori takımlarından biri olarak gösterilen Fransa turnuva öncesi son hazırlık maçında Kolombiya'yı 1-0 mağlup etti.<br />
<br />
Maç boyunca istekli bir görüntü çizen Fransa'da gol 25. dakikada penaltıdan Ribery ile gelirken, Raymond Domenech 9 Haziran'da oynayacakları Romanya maçı öncesi son provasında muhtemel ilk 11'ini sahaya sürdü. Karim Benzema Kolombiya karşısında bulduğu fırsatları değerlendiremezken, Kolombiya ile oynanan mücadelede iki takımın da zaman zaman sahada futbolu ağırlaştıran görüntüsü vardı.<br />
<br />
[Bu haber FANATİK Gazetesinden alınmıştır.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
EURO 2008'in favori takımlarından biri olarak gösterilen Fransa turnuva öncesi son hazırlık maçında Kolombiya'yı 1-0 mağlup etti.<br />
<br />
Maç boyunca istekli bir görüntü çizen Fransa'da gol 25. dakikada penaltıdan Ribery ile gelirken, Raymond Domenech 9 Haziran'da oynayacakları Romanya maçı öncesi son provasında muhtemel ilk 11'ini sahaya sürdü. Karim Benzema Kolombiya karşısında bulduğu fırsatları değerlendiremezken, Kolombiya ile oynanan mücadelede iki takımın da zaman zaman sahada futbolu ağırlaştıran görüntüsü vardı.<br />
<br />
[Bu haber FANATİK Gazetesinden alınmıştır.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EURO 2008 Özel | Haberler..]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=235</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 20:43:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=235</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Portekiz Teknik Direktörü Scolari'nin Barcelona'da kötü bir sezon geçiren yıldız orta saha oyuncusu ile Türkiye'ye sürpriz yapmayı planladığı öğrenildi.<br />
<br />
Özel ilgileniyor<br />
Euro 2008&#8217;de cumartesi günü ilk maçımıza çıkacağımız Portekiz&#8217;in kurt hocası Scolari&#8217;nin Deco&#8217;yu bu karşılaşmaya özel olarak hazırladığı öğrenildi. Tüm oyun planını Cristiano Ronaldo&#8217;nun üzerine yapması beklenen Brezilyalı teknik adamın bir şaşırtmacaya giderek, kilit oyuncu olarak Deco&#8217;yu kullanacağı bildirildi. Scolari&#8217;nin Barcelona&#8217;da kötü bir sezon geçirip, 28 maçta sadece 1 gol atabilen ve taraftarların yuhaladığı yıldız oyuncuyla özel olarak ilgilendiği belirtildi.<br />
<br />
Ronaldo oynuyor<br />
Scolari'nin Deco&#8217;yu telkinler yoluyla Avrupa Şampiyonası&#8217;na motive etmeye çalıştığı ifade edildi. Brezilyalı çalıştırıcı dün yaptığı açıklamada, Deco gibi gerektiği zamanlarda devreye girebilecek ve gençlere yardım edebilecek deneyimli oyuncuların kadroda bulunmasının avantaj olduğunu söyledi. Bu arada önceki günkü antrenmanda bileğinden sakatlanan Portekiz&#8217;in yıldızlarından Cristiano Ronaldo&#8217;nun önemli birşeyi olmadığı ve Türkiye&#8217;ye karşı forma giyebileceği kaydedildi.<br />
<br />
[Bu haber FANATİK Gazetesinden alınmıştır.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Portekiz Teknik Direktörü Scolari'nin Barcelona'da kötü bir sezon geçiren yıldız orta saha oyuncusu ile Türkiye'ye sürpriz yapmayı planladığı öğrenildi.<br />
<br />
Özel ilgileniyor<br />
Euro 2008&#8217;de cumartesi günü ilk maçımıza çıkacağımız Portekiz&#8217;in kurt hocası Scolari&#8217;nin Deco&#8217;yu bu karşılaşmaya özel olarak hazırladığı öğrenildi. Tüm oyun planını Cristiano Ronaldo&#8217;nun üzerine yapması beklenen Brezilyalı teknik adamın bir şaşırtmacaya giderek, kilit oyuncu olarak Deco&#8217;yu kullanacağı bildirildi. Scolari&#8217;nin Barcelona&#8217;da kötü bir sezon geçirip, 28 maçta sadece 1 gol atabilen ve taraftarların yuhaladığı yıldız oyuncuyla özel olarak ilgilendiği belirtildi.<br />
<br />
Ronaldo oynuyor<br />
Scolari'nin Deco&#8217;yu telkinler yoluyla Avrupa Şampiyonası&#8217;na motive etmeye çalıştığı ifade edildi. Brezilyalı çalıştırıcı dün yaptığı açıklamada, Deco gibi gerektiği zamanlarda devreye girebilecek ve gençlere yardım edebilecek deneyimli oyuncuların kadroda bulunmasının avantaj olduğunu söyledi. Bu arada önceki günkü antrenmanda bileğinden sakatlanan Portekiz&#8217;in yıldızlarından Cristiano Ronaldo&#8217;nun önemli birşeyi olmadığı ve Türkiye&#8217;ye karşı forma giyebileceği kaydedildi.<br />
<br />
[Bu haber FANATİK Gazetesinden alınmıştır.]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EURO 2008 Özel | Haberler..]]></title>
			<link>http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=234</link>
			<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 20:27:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://mcmv.org/forum/showthread.php?tid=234</guid>
			<description><![CDATA[A Milli Takımımız ile ilgili bütün haberler buraya.. <br />
<br />
HAYDİ ÇOCUKLAR, YOLUNUZ AÇIK OLSUN !! <br />
<br />
Ufak bir rica ve ufak bir hatırlatma.. Haberi aldığınız siteyi veya gazeteyi "[Bu haber xxxx sitesinden / gazetesinden alınmıştır." diye belirtirseniz daha güzel olur.<br />
<br />
____________<br />
<br />
<br />
<br />
Avrupa Şampiyonası hazırlıklarını İsviçre'nin Nyon şehrinde sürdüren A Milli Futbol Takımı, Portekiz maçının teknik ve taktik çalışmasını denedi.<br />
<br />
Avrupa Şampiyonası hazırlıklarını İsviçre&#8217;nin Nyon şehrinde sürdüren A Milli Futbol Takımı, dün Portekiz maçının teknik ve taktik çalışmasını denedi. Akşam gerçekleştirilen ve yaklaşık 1,5 saat süren idmanda, futbolcular açma germe hareketlerinin ardından yarım ve tam sahada çift kale maç yaptı. Sık sık oyunu durduran Teknik Direktör Fatih Terim, futbolcularını uyardı. Antrenmanın son bölümünde, kanatlardan ve orta alandan yapılan hızlı hücumlar ile rakip savunmanın arkasına atılan hızlı toplarla gol çalışması yapıldı.<br />
Bu arada yakın illerden gelen çok sayıda gurbetçi, yaptığı tezahüratlarla takıma moral verdi. Ay-Yıldızlılar, bugün sabah ve akşam olmak üzere iki çalışma yapacak.<br />
<br />
[Bu haber Fanatik Gazetesinden alınmıştır.]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[A Milli Takımımız ile ilgili bütün haberler buraya.. <br />
<br />
HAYDİ ÇOCUKLAR, YOLUNUZ AÇIK OLSUN !! <br />
<br />
Ufak bir rica ve ufak bir hatırlatma.. Haberi aldığınız siteyi veya gazeteyi "[Bu haber xxxx sitesinden / gazetesinden alınmıştır." diye belirtirseniz daha güzel olur.<br />
<br />
____________<br />
<br />
<br />
<br />
Avrupa Şampiyonası hazırlıklarını İsviçre'nin Nyon şehrinde sürdüren A Milli Futbol Takımı, Portekiz maçının teknik ve taktik çalışmasını denedi.<br />
<br />
Avrupa Şampiyonası hazırlıklarını İsviçre&#8217;nin Nyon şehrinde sürdüren A Milli Futbol Takımı, dün Portekiz maçının teknik ve taktik çalışmasını denedi. Akşam gerçekleştirilen ve yaklaşık 1,5 saat süren idmanda, futbolcular açma germe hareketlerinin ardından yarım ve tam sahada çift kale maç yaptı. Sık sık oyunu durduran Teknik Direktör Fatih Terim, futbolcularını uyardı. Antrenmanın son bölümünde, kanatlardan ve orta alandan yapılan hızlı hücumlar ile rakip savunmanın arkasına atılan hızlı toplarla gol çalışması yapıldı.<br />
Bu arada yakın illerden gelen çok sayıda gurbetçi, yaptığı tezahüratlarla takıma moral verdi. Ay-Yıldızlılar, bugün sabah ve akşam olmak üzere iki çalışma yapacak.<br />
<br />
[Bu haber Fanatik Gazetesinden alınmıştır.]]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>